>Eylül başından beri Maslak’taki plazamın yedi katını mekan tutmuş dev şirketime gitmiyorum. Bu seferki maceram epey kısa sürdü, kısa olmak zorunda kaldı. Düşünüyorum da evliliğimden başka uzun soluklu neyim var diye. Aklıma pek de bir şey gelmiyor. Kitap okuma, sinemaya gitme keyfim dışında… Müzik ve resim bile zaman zaman kesintilere uğrayan bir uğraş, bir hobi benim için. Neden, neden, neden…
Alışmış kudurmuştan beterdir diye boşuna söylenmemiş. Zincirleri kırarak, alışkanlıklardan kurtulmak hiç de kolay değil, en azından benim için. Hadi tüm gücünü, kuvvetini topladın da kırdın şu lanet zinciri diyelim, zincir deyince de aklıma hep Fatih Sultan Mehmet’in gemilerini Haliç’e indirirken kullandığı kalın zincirler gelir, başka ufuklara doğru yol almak zordur. Uzun seneler kafeste yaşamaya alışmış, en nihayetinde özgürlüğü verilmiş kuşlar misali, gidemezsin kafesin önünden başka bir yere. Her hamlede bir arpa boyu yol gider, gelir girersin gene o bildik, tanıdık kafesinin içine.
Kendimi bildim bileli, yerim yurdum, mahalle arkadaşlarım, bebekliğimden beri beni tanıyan, dükkanına her girişimde bana çiklet hediye eden bakkal amcam olmadı. Net olarak hafızama kaydolmuş sekiz ayrı evin iç mekanı, beşte üçe tekabül eden üç ayrı ilkokul var.. Bu arada babamın mesleği icabı şehir, ülke değiştiriyoruz zannedilmesin. Yaşadığımız şehri hiç terketmedik. Tebdili mekanda ferahlık vardır, annemin ağzından düşürmediği, baban iş seyahatindeyken, ki seyahat süresi asla toplam 1 haftayı geçmedi, yeni-adresimizi-ona-mektupla-bildirirdim’e kadar vardırdığı, evi taşıyamadığı dar zamanlarda mobilyaların yerini değiştirmek ile yetinmek zorunda kalarak kendine göre yoktan ferahlık yarattığı için bir anlamda felsefesine asla ters düşmediği mottosu.
Ben de on sekizimi geçer geçmez bayrağı devralıyorum, bir farkla, benim mottom tebdili işte ferahlık vardır. O da şöyle bir sonuç veriyor ki, tek sayfaya, bilemedin iki sayfaya sığan özgeçmişler, benimkisi söz konusu olunca beş sayfa yetmiyor. Bunun karşılığında da, kızımın her dükkana girişte kendisini neşeyle karşılayan, çiklet, çukulata neyin ikram eden bir bakkal amcası ve mahalle arkadaşları var.

Reklamlar