Şiir yazarlığından, senaristliğe, oyunculuktan, kameramanlığa, yönetmenliğe, 32 yıllık yaşamına bir çok şeyi sığdırmış İranlı kadın şair ile tesadüfen tanıştım.

Yazı atölyesine katıldığım yazarlarımızdan Jale Sancak bir gün bize bir öykü dağıttı, “Furuğ’un Öyküsü”. Yine İran asıllı Celal Hosrovşahi tarafından, eski dostu Onat Kutlar’a hitaben yazılmış. Can Yayınlarından basılmış.

Öyküyü okuyorum. Belli ki, Celal, Furuğ’a aşık. Sonra ikinci defa, bir üçüncü defa daha okuyorum aynı öyküyü. Akıcılığına, anlatımının öyküyü zihnimde ayna gibi yansıtmasına rağmen kendimi rahat hissetmiyorum. Sayfaları orada kapatıp, bir sonrakine geçemiyorum. Sanki, adını koyamadığım bir şeyler beni farklı bir yolculuğa çağırıyor. Celal, Onat, Furuğ ilişkisi kedisel merakımı uyandırıyor. Boşlukları doldurmak istiyorum. Allahtan bugün internet diye bir şey var.
Celal, Onat’ın hukuk fakültesinden arkadaşı. Birlikte farsçadan çeviriler yapıyorlar. Onat, Furuğ’un şiirlerini de Celal sayesinde tanıyor. Çünkü Celal her seferinde sözü döndürüp dolaştırıp Furuğ’a getiriyor. Onat, Celal’in Furuğ’a olan aşkından şüpheleniyor ancak arkadaşı açılmadıkça durum kesinlik kazanmıyor, taa ki Celal 1987’de bu öyküyü yazana kadar. Fakülte bittikten sonra Celal, ülkesine dönüyor , zaman zaman İstanbul’a gelip gitse de Onat ile eskisi kadar görüşemiyorlar. Seneler sonra günlerden bir gün karşı karşıya geldiklerinde, Onat ona Füruğ’u soruyor .
“Haberin yokmu” diyor, Celal.

“Öldü Furuğ. 1968’de. Henüz otuz iki yaşındayken. Bir araba kazasında. Başını kaldırımın kıyısına vurdu ve oracıkta bir kuş gibi öldü. Son kez gördüğümde uyuyor gibiydi..”
Kış ortasındayken ani ölümü ile birlikte “İnanalım Soğuk Mevsimin Başlangıcına” isimli şiir kitabı da yarım kalıyor.
Furuğ’un kitapları pek kolay bulunur cinsten değil. Ayrıca türlü yayınevlerinden çıkmış. Aklınızda olsun Pandora sanal kitabevinden %15 indirimli fiyattan sipariş verebilirsiniz.

Furuğ’dan…

…Bak tam karşımızda gecenin mumu
damla damla nasıl eriyor
nasıl doluyor ağzına kadar uyku şarabıyla
gözlerimin simsiyah kadehi
senin ninnilerini dinlerken
ve bak nasıl
şiirlerimin beşiğine
sen doğuyorsun, güneş doğuyor…

Güzelliğin Şarkısı
Arzu tapınağının sessizliğinde
Uzanıyorum yanına şehvet dolu gövdenin
Öpüşlerim mührünü vuruyorlar omuzlarına
Yakıcı ısırıkları gibi bir yılanın

Mutsuzum
Mutsuzum
Verandaya çıkıyorum ve hissediyorum parmaklarımla
Gergin cildini gecenin
Kimse takdim etmeyecek beni
Güneşe
Kimse götürmeyecek beni kırlangıçların şölenine
Uçmayı hayal eden kuş
Ölmek üzere

Reklamlar