>Erkek olmaya hiç özenmedim. Sadece küçükken ayakta durup duvara işemeyi defalarca deneyip başarmaya çalışarak bana verilmiş olanın sınırlarını zorlamaya çalıştığımı hatırlıyorum. Erkeklerde kıskandığım bir şey varsa o da paylaştıkları askerlik anılarıdır. Bu anılar, yaşlı, genç, sarışın, esmer, zayıf, şişman demeden hatta milliyet, ırk farkı gözetmeden her bir erkeği birbirine bağlar. Evrensel. Kadınların da askere alındığı nadir ülkelerden bahsetmiyorum tabii ki… Erkeklerin aralarında gizli bir anlaşma, vardır sanki. Biz kadınların anlayamadığı farklı, şifreli bir dilden konuşurlar. Aslında şimdilerde paralı askerlik çıktı mertlik bozuldu gibi bir durum da var ya hadi neyse.

Zaman, zaman neden ataerkil bir toplum olduğumuzu düşünürüm. Çünkü erkeklerin borusu daha çok ötüyor da ondan derim. Peki o neden, daha mı güçlü üflüyorlar. Olabilir… ama… bana kalırsa sayıca fazlalar da ondan. Göreceli bir fazlalık bu. Seçimlerde yaşanan cinsinden. Bir taraf birleşerek tek vücut olurken, diğer taraf irili ufaklı bölünmeler yaşar. Öyle ki bu bölünmeleri çok küçük yaşlardan izleriz ve yaşamın değişmezlerinden kabul ederiz.
Tepeden bakıyoruz. Karma bir okulun bahçesi. Teneffüs. Genel bir kargaşa, sesler ciyak, ciyak. Gözümüze ilk çarpan, kalabalık bir grup erkek çocuğun kağıttan yapılmış, açılmasın diye de seloteyplenmiş topun peşinde fütursuzca koşturması. Kamerayı zoomluyoruz. Köşelere çekilmiş ikişer en fazla dörderli gruplar halinde ip atlayan, sek sek oynayan ya da kol kola gezinen kızlar.

Kendimi bildim bileli şu soruyu hep duymuşumdur. Kim daha akıllı, kadınlar mı, erkekler mi?
Ya, askerliği kaldırmak? Ülke güvenliği bahane, daha derin ve temel bir değişmezin peşindeyiz.

Reklamlar