>Geçen haziranda bir çok özelliği kendinde toplayan cep telefonlarından bir tanesini kızımız için satın aldık. Bir de üstüne üstlük garanti yaptırdık. Öyle ya, bunun bozulması, düşmesi, kırılması, çalınması var. Var ki var. Tam da işte bööle durumlarda garantiyi sunan firma ürünü gelip ayağınızdan alıyor, tamir ediyor, tamir edilemeyecek gibiyse yerine yenisini satın alıyor ve ayağınıza kadar getirip size teslim ediyor. Bütün bunları da iki gün gibi kısa bir süre içerisinde hallediyor. Bu hizmetin bedeli ise telefonun onda biri fiyat. Öyle sevinçliyiz ki, hemen kabul ediyoruz. Bu ülkede bu düzeyde verilebilecek hizmete alışık değiliz, inanmaz gözlerle satış temsilcisine bakıyoruz ama gelecekten umutlu ve garantimizi garantilemiş, cep telefonu elimizde dükkandan ayrılıyoruz. Bu durum başta da belirttiğim gibi geçen haziran ayındaydı.

Bugünkü durum ise, cep telefonunun ekranında dün aniden baş gösteren gri boşluğun ısrarla yerine tutunma çabaları üzerine garantiyi satın aldığımız firmaya ulaşmaya çabalama durumları. Telefonlar açılmıyor, hatta bazı numaraları çevirince “dıt, dıt, dıt, dıt” misali meşgul mü, meçhul mü tarzından sinyaller geliyor. Telefonu satın aldığımız firmanın tüketici danışma hattını arıyorum. Malesef, garantiyi veren firma bu krizde sizlere ömür diyorlar. Peki ne olacak şimdi? Telefonu bir zahmet bize getireceksiniz teknisyenlerimiz bakacak sizi durumdan haberdar ederler. Peki kaç gün sürer? Belli olmaz duruma bağlı. Peki tamir olmayacak gibi olursa ne olacak? Bilemiyorum hanımefendi, siz bir götürün verin de cep telefonunuzu…

Tamam, o kadarını anladık artık, ama bu kriz durumlarında daha önceden satın aldığımız, her ay güle güle ödediğimiz özel sağlık, eğitim, emeklilik garantileri felanlar, onlar ne olacak… Bir anlık tereddütten sonra rahatlıyorum. Allahtan bizim öööle şeylerde bezimiz yok, onlara ayıracak fazla paramız da yok. Zaten olsa da bundan sonra muhtemelen büyük annelerimiz gibi şiltenin içine diker ya da tuvaletin gider borusunun içine saklarız.

Reklamlar