>Tabii bu ööle hemen olmadı. Gerisinde uzun bir hikayesi var.

Geçen gün depresyon‘a girdiğimi burada bööle ulu orta kabul ettikten sonra çıkışın vacip ve hızlı olduğunu da gördüm. Depresyon ööle sanıldığı kadar korkulacak ve dipsiz bir kuyu değil haberiniz olsun. Tabii bu konuda yazılı, çizili bu kadar eser varken benim bunu kendim keşfettim demem ayıp olur. Ama şööle diyebilirim; “Amerika’yı yeniden ve bizzat keşfettim.” Şimdi yapılacak olan geçmişten gelen kalıntılardan da birer, birer kurtulmak. Bu cümleden elimdeki yarım kalmış işleri temizleyip bitirmeyi ve almak istemediğim işlere hayır diyebilme özgürlüğümü kullanmayı kastediyorum.

Uzun seneler hep yazmayı, yazabilmeyi istedim. Günlük tutmak en büyük arzularımdan bir tanesiydi. Sayısız defalar başladım. Hepsinin sonu hüsranla bitti.

1) Beynim ve düşüncelerim hep bir kaç adım önde gittiğinden kalem ve kağıt ile yazmak beni zorluyordu. Elim beynimin hızına yetişemiyordu. Bilgisayar bir derecede bu handikapı atlatmama yardımcı oldu.

2) Yazdıklarımı daha sonra okurken çok utanıyor ve eninde sonunda yırtıp atıyordum. Kıyı bucak herkesten saklasam bile kendimden saklayamıyordum. Bu handikapı aşmama ise zaman, okuduklarım ve bir süredir Yaratıcı Yazarlık kursuna katıldığım yazarımız Murat Gülsoy çok yardımcı oldu. Murat Gülsoy ve kursu hakkında daha fazla bilgi paylaşımında bulunacağım. Bu kurs, gününü iple çektiğim bir uğraş haline geldi.

3) Yazabilmeme katkısı olan konulardan iki tanesi de yemek tarifleri ve doğum günü organizasyonları. Bu konularda kendime güvenim vardı, yaptıklarım etrafım tarafından beğeniliyordu.

4) Paylaşabilme yeteneği ve cesareti. Paylaştıkça aslında yalnız olmadığımı gördüm. Burada önemli olan tüm korkulara ve olası sonuçlarına göğüs gererek paylaşma kararını alabilmek. Gerisi kendiliğinden geliyor. Bu da büyük bir cesaret kazandırdı. Günlük yazma korkusunda olduğu gibi. Gözlerim sadece çok güzel günlük tutan ve bu günlüklerini de gururla paylaşan kişileri görüyordu. Onlara özeniyordum. Kendimde bu yeteneği göremediğimden, için için hayıflanıp, kıskanıyordum. Halbuki bu tarzda sadece bir kaç arkadaşım vardı. Tüm diğerleri ise benim gibiydi. Bunu çok geç gördüm.

Yazabilme sevincim aslında boşa değil. Yazdıkça beynimin boşaldığını ve daha başka şeylere yer açıldığını farkettim. Bu da beyninin içinde bir ordu ses ile yaşayan benim için çok önemliydi. Bu sesleri teker, teker susturabilmenin ve kafamın içini yeni sesler ile doldurabilmenin mutluluğuna inanamazsınız.