>

Bu hafta Maçka’ya yolum düştü. Çocukluğumun Bahar Pastanesi önünden geçerken kıpkırmızı güllerle süslü kalp şeklindeki 14 şubat Sevgililer Günü pastası önünde duraklamadan geçip gidemedim. Kırmızı en sevdiğim renklerden biridir. Belki de en çok sevdiğim. Uzun süre taşımaya cesaret edemediğim.

14 şubat sevgililer günü ile ilk tanışmam 80’li yılların başına dayanır. İlk işimden daha önce de biraz bahsetmiştim. Personel’in yarısından çoğu yabancı uyrukluydu.

Şubat başı gibi bir akşam. Aşağıdaki staff room dediğimiz personel odasına iniyorum. Kızlar arasında hummalı bir çalışma var. Genç, yaşlı, sarışın, esmer, avrupalı, amerikalı demeden hepsini ayrı bir heyecan sarmış. Nedir diye merak ediyorum. Ellerinde çeşit, çeşit, renk, renk, kağıtlar, kalemler, dergiler, resimler, makaslar, yapıştırıcılar. Odada, öğretmensiz geçen bir elişi dersi havası esiyor. Kızların her biri, 14 şubat sevgililer günü için sevgililerine verecekleri çok özel kolajlar yapma uğraşındalar. Kızlar dediğime bakmayın yaşları 20’den 50’ye kadar değişiyor. Ve her birinin de bizim personelden türk bir sevgilisi var. Kimisi şiir yazıyor, kimisi birlikte çekilmiş fotograflarını şimdilerde scrapbooking olarak bildiğimiz tarzda kesip yapıştırıyor, kimisi kendi çizimlerinden bir şeyler yapıyor. Sevgilisinin beğendiği kadın artist ya da manken fotograflarını bile yapıştıranlar var. Yaptıklarını bizlere de gösteriyorlar, sevgililerinin beğenip beğenmeyecekleri hakkında fikrimizi alıyorlar. Gerçekten muhteşem kolajlar ortaya çıkıyor. Neredeyse hepsi birer sanat eseri.

Tabii bu hazırlıkların erkekler tarafından görülmemesi gerekiyor. Yoksa sürpriz olmaz. Dolayısıyla tüm bu faaliyetler ortak kullandığımız odada değil, kızların özel dinlenme ve hazırlanma odasında geçiyor. Oda kapısından dışarıya taşan neşeli çığlıklar, bağırışlar, kahkahalar, içeride sevgilisi olan tüm erkeklerin ilgisini ve merakını çekiyor, içeriye göz atmak için neredeyse kapıda nöbet tutuyorlar. Arada, sırada, benim gibi bu çalışmalara yabancı olan türk kızlarına içerde dönenleri söyletmek için neler neler vaad etmiyorlar. Her durumda, hepimiz çok eğleniyoruz. Kızlar da, bu yaptıkları kolajları sevgiliye verme gününü iple çekiyorlar. Son güne kadar kolajlara eklemeler yapılıyor. Hangisinin en çok beğenileceği üzerine bahisler dönüyor.

Bu hal, 14 şubat’a kadar bu coşku ve heyecanla sürdü. 14 şubat’ta iş çıkışı, bir gece kulübü kapatılarak bir kıyafet balosu düzenlendi ve sabaha kadar eğlenildi.

Daha sonra uzun müddet İstanbul’da ve Türkiye’de bulunamadım. 90’lı yılların sonunda yeniden İstanbul’a döndüğümde tüm alışveriş merkezlerinde ve eğlence yerlerinde inanılmaz bir 14 şubat furyasının başlamış olduğunu gördüm. Kendi nesil arkadaş grubum bile bu günü o kadar benimsemişti ki, kocaları ya da sevgilileri unuttuğunda ya da önemsemediğinde içten yaralanır hale gelmişlerdi. Partileri, kutlamaları çok seven ben, bu 14 şubat sevgililer günü kutlamasına bir türlü alışamadım. Ancak, her 14 şubat’ta etraftaki hazırlıkları görünce, aklıma ilk iş yerimde 3 sene üst üste coşkuyla yaşadığımız 14 şubatlar gelir ve gülümserim.

Reklamlar