>

Dün akşam ailecek gittiğimiz Slumdog Millionnaire, Milyoner Gecekondu İti şeklinde çevirebilirim, filminden bahsetmeden duramayacağım. Son zamanlarda seyretmiş olduğum en güzel filmlerden bir tanesi. Bir kere daha en başından müziğine ve kameraya vuruluyorsunuz. Konu ne olursa olsun görüntüler o kadar muhteşem ki… Takip sahnelerinin çekim açıları görülmeye değer. Müzik insanın içini hoplatıyor. Filmin başından sonuna tempo hiç eksik olmuyor. Tüm duyguları uyandıran bir film. Aşkın ve tutkunun hikayesi.
Yönetmen Danny Boyle, eroin bağımlılarından bahsettiği ilk filmi Trainspotting ile de 1996 yılında kendisinden epeyce bahsettirmişti. Trainspotting bütün gün oturup geçen trenleri sayan ve seri numaralarını kaydeden manyakların yaptığı işe verilen bir isim. Bir şekilde tren bağımlıları. Danny Boyle’un filminde eroin bağımlılarının kendilerine yaptıkları iğnelere yaklaşım tarzı bu. İlk filminde de bir yarışma sahnesi var. İlginç değil mi? Trainspotting’de farklı bir tutkuyu, farklı bir tarz ile ele almış. Yani, yönetmen baştan sabıkalı.
Danny Boyle, bu filmi ile de şimşekleri üzerine çekeceğe benzer. Özellikle de Hindistan’daki bir takım kişileri memnun etmeyecek bir film. Filmdeki fakirlik içler acısı. Kendi ülkemiz ile de bir çok benzer durum söz konusu. “Ben bunu daha önce görmüştüm” hissine kapılmamak imkansız. Gerçekler acıtır durumu.
Film görülmeye değer. Küçük ve genç oyuncular mükemmel işler çıkarmışlar. Film bittikten sonra hemen kalkıp gitmeyin. Başrol oyuncularının Bollywood dansını kaçırmak yazık olur.
Müzikler için slumdog millionnaire internet sitesi.
Reklamlar