Bu sabah biraz yorgunum. Dolayısıyla kolaya kaçıp akşamdan yazdığım küçük bir hikayeyi yayınlayacağım. Dün akşam Digitürk’te Lost gecesiydi. Eve saat tam 10’da dizi başlamak üzereyken girebildik. Kimse kalkıp yemek hazırlamak istemediğinden yemeği de ancak dizi bittikten sonra yiyebildik. Yataklarımıza kavuştuğumuzda saat gece yarısını çoktan geçmişti. Sabahın beş buçuğunda kalkan bir aile için gece yarısı oldukça geç bir saat.

Dün ayrıca yaratıcı yazarlık kursum vardı. Son bir saatte hepimiz birer ufak hikaye yazdık ve sırayla okuduk. İstediğimiz bir anıyı yazmak ile başlayabilirdik, ancak kullanmak zorunda olduğumuz bazı kelimeler vardı. Bu kelimeler, biz yazmaya başladıktan sonra teker, teker bize verildi. Hikayede yerleri geldikçe onları kalın olarak göstereceğim. İnanamazsınız her birimizin yazdıklarına…yazıya ilginiz varsa gerçekten bu kursu öneririm. Dün çok eğlendik. İşte benimkisi…

Mersin Otelindeyiz. Büyükler oyuna gitmiş, biz de Mithat, Tarık ve ben sıkıntıdan patlıyoruz. Aslında Mersin Oteli gayet şanslı başlamıştı. Daha ilk günden otelin o geniş dış merdivenlerinden inerken bir sarı mendile sarılı 500 lirayı, orada, öylece dururken bulmuştum.

Mersin Oteli çok katlı bir gökdelendi. Bizim odamız ondördüncü kattaydı. On ikiden sonra direkt ondörde geçiliyordu. Çok katlı otellerde on üçüncü katın olmadığını işte o zamanlar farketmiştim.

Asansörlere binmek bir zevkti. Ayrıca, çok da zevkli döşenmişlerdi. Aynaların kenarlarında pırlanta etkisi veren taşlar diziliydi. Girer girmez hemen kendime bakardım.

En üst katta havuz vardı. Gündüzlerimiz suda oynayarak geçiyordu. Ama şimdi akşam olduğundan havuza çıkmaya cesaret edememiş, lobide oturuyorduk. Derken aklımıza muz almak geldi. Önce garson Cüneyt abiyi çağırdık. Biz muz istiyoruz dedik. Getireyim dedi. Olmaz dedik. Biz çok istiyoruz. İzmir‘de oynadığımız oyunu oynayacağız. Orada yenişememiştik de, dedik.

Bize yan tarafta, sokak içindeki bakkal dükkanının yanındaki manavı tarif etti. Mithat gitmişken aspirin de alalım, ezer ezer kedilere yediririz, dedi. Ben bu fikri beğenmedim. Kedileri çok severim. Tarık iki arada, bir derede kaldı. Sonunda vazgeçtik. Mithat bir koşu pencereye atıldı. Pervazın üzerine çıkarak, aşağı sokağa atladı. Kapı kullanma adeti ezelden beri yoktu. Biz de peşinden, kapıdan çıkarak, seyirttik.

Manavın tombul çırağına 5 kg muz istiyoruz dedik. Muzlarımızı aldık lobiye döndük. Oyun, 5 kg muzu gece büyükler gelmeden yiyip bitirmekti. Kim daha çok yer ise o kazanacaktı. Hepsini birden yedik. Mideler muzlarla öylesine dolmuştu ki, hem o gece baykuş gibi sabaha kadar yataklarımızda tünedik, hem de ertesi gün kaşıntıdan öldük.

Reklamlar