>

Sanırım insanın canı yazmak istemeyince kıyıda köşede kalmış fotografları kullanması yerinde olur. Bugün de benim için böyle bir durum söz konusu. Gene de hiç yazmadan olmaz.
Eski fotograflarıma bakarken sık, sık Şehir Duvarlarına yapılan Graffiti’leri karelediğimi gördüm. Wikipedia, Graffiti’nin çıkış noktasının, İkinci Dünya savaşından sonra Berlin duvarının her iki tarafına boyalarla yapılan yazı ve sloganlar olduğunu söylüyor. Duvarlara yazı yazmak aslında dünya tarihi kadar eski. Hatta hatırlıyorum da yetmişli yıllarda gençler arasında “yazıya çıkmak” diye bir tabir bile vardı. O yılların siyasi amaçlı duvar yazılarının, şimdilerde sanata dönüşerek İstanbul sokaklarını renklendirmesini görmek beni neşelendiyor.

Yazı ile resimi birleştirmek aslında Doğu kültürlerine özgü geleneksel bir sanat. İsmi Kaligrafi ya da Hat Sanatı olarak geçer, bilirsiniz. Batılı tarzı Graffiti, İstanbul’da henüz çok yeni. Kendini fazla gösterebilen bir tür değil. Daha çok eski yıkık binaların duvarlarına ürkekçe yapılmış olanlar göze çarpıyor. Yukarıdaki fotografa, bir de hızlı trenin telleri eklenince tam oldu. Daha iyi fotograf çekmeyi kıvırabilene kadar bu kareler ile idare edeceğiz. Amma velakin bu işte kararlayım, hiç üşendeden ne bulursam kareliyorum. Sonradan bilgisayar da arayıp bulması biraz zor oluyor tabii. İyi bir tasnif yöntemine ihtiyacım olacak.

Bu fotograf ise dama çıktığım bir sırada çekilmiş. Damlara çıkmaya bayıldığımdan hiç bahsetmiş miydim? Son meraklarımdan bir tanesi. Bu damlar nerelerde var derseniz… Beyazıt ve Çemberlitaş taraflarında eski Hanlar vardır. Yani Kervansaray’lar. Eskinin bu Kervansaray’ları şimdilerde, bakırcılar, çiniciler, gümüşçüler, halıcılar, mobilyacılar, tekstilciler gibi çeşitli zanaatkarlar ile dolmuş. Bir de bu Kervansarayların damlarına çıkılır ki, oradan İstanbul’un manzarasını seyretmek bir harikadır. Bu gezileri daha çok bizim rehberler turistlere yaptırıyorlar. Ben de bir turist kafilesinin peşine takılarak öğrendim. Yoksa gençliğimin Beyazıt civarlarında geçmiş olmasına rağmen, bir gün bile şu Kervansaray’ların damına çıkmak aklıma gelmemişti.

Reklamlar