>Özgürlüğün tanımına baktım sözlükte. Diyor ki; “Her türlü dış etkiden bağımsız olarak insanın kendi istencine, kendi düşüncesine dayanarak karar vermesi durumu.” Hepimiz özgür olmak isteriz. Kafamızı kaldırırız gökyüzüne kuşlara bakarız. İstedikleri her yere uçup gidiyorlar, ah biz de kuşlar kadar özgür olsak deriz. Aslında kuşlar da öyle istedikleri her yere uçmazlar. Belirli toplanma yerleri vardır. Belirli göç yerleri vardır. Sadece oralara uçarlar. Peki bu yerleri içlerinden hangisi, ne zaman belirlemiştir? Nasıl karar vermiştir? Tüm kuşların toplanıp ortak bir şekilde aldıkları bir karar mıdır bu? Hadi Güneye giderken Türkiye’den geçelim. Sultan sazlığında mola verelim. Var mısınız?

Karar vermek demek, ortada bir şeçim olduğunu gösterir. Önüne seçim çıkan kişi endişe duyar. En basitinden, bir yerden bir yere gidiyorsunuz. Yol çatal oldu, ne bir tabela var, ne bir şey. Hangi yola girilecek. Hele bir de nereye gittiğinizi pek bilmiyorsanız. İşte size en basitinden bir endişe. Ya yolun sonu bitmemişse, bir uçuruma açılıyorsa, cehenemse dibi. Hangisinin ucunda cennet gibi bir yerde bulurum kendimi. Yol belki cennete gidiyor ama, ya ıssız, sessiz bir yol ise. Soyguncular bekliyorsa iki kenarında…Böylece sonsuza kadar devam eder, gider.

Uzun bir müddet benim ne giyeceğime annem karar verdi. İlk alışverişe çıktığım günü hiç unutmam. İlk defa kendi paramı kazanmışım. Harcamam lazım. Hem de artık özgürüm ya. Annemi bulaştırmak istemiyorum ama bir de endişe var içimde. Ya bana yakışanı alamazsam. Ya paramı boşa harcarsam. Fikrine güvenebileceğimi düşündüğüm en yakın arkadaşımı yanıma aldım ve bütün gün dolaştık. Akşama elimde torbalar eve döndüm. Çok sevinçliyim. Hemen giydim denedim. Bir de baktım ki, aldıklarım gene benim zevkim değil. Arkadaşımın zevki. Oturdum düşündüm. Daha sonra da bilgilendim. Öncelikle hangi renkleri seviyorum, tenime uygun renkler neler. Örneğin yüzümde hafif sivilceler, kızarıklıklar var. Kırmızı bir tişört aldığımda yüzümün kızarıklıkları daha da belirgin olur. Halbuki ben onları saklamaya çalışıyorum. Ya da diyelim soluk benizliyim, makyajda yapmıyorum. Beyaz gider mi? Tabii ki iyice soldurur. Sonra benim vücudumun biçimi nasıldır? Hangi kesim giysiler uygundur. Örneğin yuvarlak hatlarım varsa ve bende bundan memnun değilsem bunu kıracak keskin hatlı giysileri almalıyım. Yumuşak kumaşlar, bol büzgüler, dökümlüler bana göre değil. Ama zaten sıska ve çöp gibiysem ve bundan da hoşnut değilsem o zaman gelsin hippi tarzı ya da etnik giysiler. Yani kısacası seçim yapmak için önce kendimi tanımam lazım, görsel olarak ne tür silüetlerden, renklerden hoşlandığımı anlamam lazım. Daha sonra da bilinçli bir şekilde deneyip yanılarak kendi yolumu bulmam lazım.

Bu bir öğrenim süreci. Şimdi artık kendime yakışan ve sevdiğim giysilerin seçimini yapmayı biliyorum. Yani aşağı yukarı. Ama bu duruma gelene kadar alıp, hiç giymeden başkalarına verdiğim çok oldu. Hala da, belki…Yani diyeceğim özgürlük aslında öğrenilecek bir süreç. Bu sürecin içinde seçim ve beraberinde getirdiği endişe de özgürlüğün en başta gelen unsurlarından. Birazcık cesaret.

Hayat boyu giysilerini annesi, eşi, arkadaşı ya da imaj danışmanı seçmiş olan birisi özgür müdür? Ya da gerçekte bu özgürlüğü istiyor mudur? Hangi konuda olursa olsun, yaptığı seçimler özgür seçimler midir?

Çocuk büyüten anneler, babalar. Çocuğunuza seçim hakkı tanıyın. Hevesiniz kursağınızda kalsın. Geçmişinizde yapamadığınız seçimleri şimdi onun yerine siz yapmayın. Kendinize başka seçimler icat edin. Bilginizi göstermek hevesinde olmayın. Çocuğunuza yaptığı seçimlerin sonucuna katlanmasını öğretin, öğrenin. Küçük seçimlerle erken yaşta başlayın ki, önemi büyük seçimler yapma zamanı gelince bilinçli olsun. İkna etmeye çalışmayın. Hatasını kendi görsün, gururunu doya, doya yaşasın. Bugün muhallebi var demek yerine. Muhallebi mi, keşkül mü istersin diye sorun. Elma mı yersin, armut mu? Diyelim bebeğiniz 3 aylık ve sizde ona çıngırak alacaksınız. Oyuncakçıya birlikte gidin. Elinize iki çıngırak alın. Önünde sallayın. Bırakın o istediğine elini uzatsın. Alacağınız tulumun iki rengini de ona gösterin, seçimini yüz ifadesinden anlayın. Özgür olmak, özgürlüğü istemek, elde edince başkalarına kaptırmadan yönetebilmek bir öğrenim süreci. Zaman ve cesaret ister.

Reklamlar