>

Dün çok yoğun bir gündü. Oradan oraya koşuşturup durdum. Kedimiz sonunda ameliyat olacak. Hatta bu sabah şu satırları yazdığım sırada ameliyatta. Heyecanla çıkmasını bekliyorum. Sonunda iyileşecek. Ama bir daha bebeği olamayacak. Kendisi o kadar iyi bir annedir ki, çocuklarını 3 yaşına gelinceye kadar emzirdi. Hala bile zaman zaman emzirirdi. Biz de şöyle bir sorun var. Olan bebeklerimizi başkalarına veremiyoruz. Neyse ki bizim kediler fazla sayıda bebek yapmıyorlar. 2 tane en fazlası.

Dün sabahtan pazara çıktım. Saat 9’da hala daha kurulmamıştı. Ayol ne tembel insanlarız, bugün ne bööle bu durum diye sorunca, valla abla okullar tatil, zaten herkeste bir uyuşukluk, bir de dün saatleri geri aldılar, henüz adapte olamadık. İyi bakalım, her koyun kendi bacağından asılır, ne varsa aldım geldim eve. Ayıklamak, pişirmek, epey zamanımı aldı. Dün akşama o güzel meyva salatasından yaptım. Tarifi işte burada. Bu sabaha da arttı. Sabah sabah, sıcak kahvenin yanında buz gibi meyva salatası olsun, başka bir şey istemem.

Akşam eve döndüğümde Digitürk’te güzel bir film yakaladım. Alan Parker’dan The Life of David Gale. Özetle, toplumun sadece görmek istediği şeyi gördüğünü ve gördüğüne dayanarak yargılayıp, acımasızca infaz ettiğini çok net anlatan bir film. Düşünce özürlüler toplumu yani. Farklı bakış açıları getiren, gerçeğin her zaman göründüğü gibi olmayacağını gözler önüne seren bir film. Sürükleyici. Çarpıcı. Vaka tabii ki film icabı abartılı. Üstünde konuşmaya değmez. Ama Alan Parker’ın ne demek istediğini anlayan anlamıştır diye düşünüyorum.

Bu ay maratona girmiş gibi geçecek. Bir an evvel mayıs gelsin istiyorum. Elimde çevirisini tamamlayacağım bir kitap var. Dolayısıyla bugünden itibaren sıkı bir çalışma beni bekliyor. Çevirme süreci sancılı olsa bile, kitap basılıp da, kopyalar gelince gururunu yaşamak, elde tutmak çok güzel. Bir de kitap yazarlarının basılı kitaplarını ilk ellerine aldıkları anı hayal etmeye çalışıyorum. Müthiş bir şey olmalı. İnsanın elle tutulur bir ürün ortaya çıkarması kadar güzel bir şey yok bence. Keza el işi ürünler. Kısacası ne olursa olsun üretmek, üretebilmek güzel bir şey. Değil mi?

Reklamlar