>

Dün bilgisayarın başında kös kös çalışmaya çabalarken bir arkadaşım telefon açtı. Sana geliyorum, akşama Bostancı Gösteri Merkezi’nde Emru Altuğ’un galası var, ona gidiyoruz dedi ve kapattı. Bazen hayatta böyle sürprizler, planlanmamış işler çok iyi gelebiliyor.
Bu arkadaşım benim çocukluk arkadaşım. Son bir kaç senedir dünyayı gezen, bizim de Aşk Gemisi olarak tanıdığımız gemiler var ya, işte o büyük yolcu gemilerinden birinde çalışıyor. 6 ay yoğun çalışmadan sonra 1,5 ay tatil yapıyor. Biz de ancak onun bu tatillerinde görüşebiliyoruz. Dolayısıyla olmaz deme şansım yoktu ve iyi ki de olmadı.
Bir kere uzun zamandır sinemadan başka bir şeye gitmedim, gidemedim. En son gittiğim film galası Ferhan Şensoy’un Küba’da çektiği filmin galasıydı. Eski Spor Sergi Sarayı’ndan bozup yaptıkları yerde olmuştu. Şimdi ne filmin ismini, ne de yerin ismini hatırlıyorum. Ama galada kahve kupaları dağıtmışlardı. Hala onlarla kahve içiyorum. Ve yine çok eğlenmiştim, mutlu olmuştum.

Lafı uzatmadan… Emre Altuğ’un sahne aldığı gösteri aslında yetişkinler için Muppet Şov tarzı bir kukla gösterisi. İsmi Q Avenue. Amerika ile aynı anda sahnelenen bir müzikalmiş. Nerden başlasam. Sıra ile anlatayım.
Caddebostan’da Kumsal diye bir balıkçı var. Midye dolmaları ve kalamarları inanılmaz. Sevenlere duyurulur. Önce orada takılan bir kaç arkadaşa uğrayıp, masada ne varsa silip süpürdükten sonra onları orada masa başında bırakıp biz bir arabaya atladık ve BGM’ye gittik. Büfe biraz zayıftı. Ya da belki biz geç kalmıştık. Neyse yine de birer bardak beyaz şarabımızı içtik, peynir küplerimizi yedik. Fuayede çocukluğumuzun isimlerine rastladık. Göksel Kortay, Suna Keskin. Kısa bir sohbetten sonra içerde yer kalmadığını duyarak hemen salona geçtik. Oyunun başlamasına 15 dakika olmasına rağmen ancak en arka sırada yer bulabildik. Neyse buna da şükür diyerek, oturduk.

Q Avenue, modern bir müzikal. Benim Emre Altuğ’u ilk seyredişim ve canlı olarak ilk dinleyişim. Gerçekten yetenekli olduğuna karar verdim. Aslında tüm oyuncular mükemmeldi. Hem oynuyorlar hem de kuklaları oynatıyorlar. Her birinin performansı görülmeye değer. Melis Sökmen’i yıllar sonra görmek hoşuma gitti. Kuklalar çok güzel. Kukla lafını duyunca gösterinin çocuklar için olduğu düşünülmesin. Oyun gayetle de yetişkinler için. Hatta 13 yaş altına yasak. Bana kalsa ben 15 altı yasak derdim. Modern bir müzikal. Bol küfürlü, argolu. Cinsel öğeleri beklentime göre oldukça yüksek. Ancak müzik eşliğinde olması hafifletici unsur etkisi yapıyor. Müzikalde çeşitli ırk ve yaşam tarzlarında olan kişilerin hayatlarından bir kesit sunulmuş. Güncel kriz unutulmamış. Çok şeyden bahsedilmiş, çok derinlere inilmemiş. Zenciler, Çinliler, Homoseksüeller, Canavarlar, Web porno düşkünleri, vs… Bir de kötü kadın Şıllık Lüsi var tabii ki. Muppet şov’daki Piggi’yi hatırlattı bana.
Yani anlayacağınız dün akşam eğlenceli bir akşam geçirdim. Ve bugün tam gaz çalışmaya devam edeceğim. Ne kadar yoğun olsa da insan, gönlünü ve ruhunu eğlendirmeye, dinlendirmeye vakit ayırmalı diyorum. Herkesin kişisel görevi olmalı bence. Yoksa dertler, tasalar bitmiyor. Ve altında ezilerek kaybolup gidiyoruz. Bugün dünya gözüme daha bir güzel.
Reklamlar