> Bu sabah çok azimli uyandım. Gördüğüm rüyayı yine hatırlayamadım. Ama olsun. Bu azim beni en azından akşama kadar idare eder. O kadar güçlü ki, uzun zamandır ilk defa bu sabah kahve içmedim. Canım istemedi. 20 yaşına kadar kahve, çay, coca cola, gazoz cinsi hiç içmedim. 20 yaşından sonra bir başladım, sigara tiryakiliği gibi de düşünüyorum bazen…Taa ki hamilelik dönemime kadar. Günde 7-8 şişe Coca-Cola ve bir o kadar fincan da kahve. Bir zamanlar nescafeydi bu. Sonraları filtre kahveye dönüştü. Hamilelik döneminde nedendir bilinmez. Belki de vücut zararlı olanları kendiliğinden eliyor. Hiç birini tüketmedim. Doğumdan sonra 2 sene kadar da kahve, çay, coca-cola isteğim olmadı. Kahveye yeniden başlamam aslında kendimde hissettiğim imaj eksikliğini doldurmak için zoraki oldu. Zihnimde kahvenin tadından çok kahve içiyor olmanın görüntüsü ve keyfi vardı. Oldukça uğraştıktan sonra yeniden kahve bağımlısı olmayı başardım. Ama bu sabah kalkınca kahve aklıma bile gelmedi. Dolayısıyla içten gelen istekleri dinlemeye karar verdim.

İçimden gelen diğer bir istekte hafta başında başladığım ama yoğun çalışmam gerek bahanesiyle kestiğim, hem yoğun da çalışmadığım, sabah yürüyüşleri. Eşofmanımı giydim. Birazdan sahile ineceğim.

Bugün erken de kalkmadım. Her zamanki gibi saat 6’da uyandım. Ama kalkmadım. Saat 8’e kadar yatakta kaldım ve rüya gördüm. Bir de hatırlamaya başlasam. Hatılayamıyorum ama çok güzel bir düş olduğunu ve bu sabahki azmimin de bu düşe bağlı olduğunu biliyorum. Üstümde iyi izlenimleri kalmış.

Dün arabanın radyatörü delindi, su kaynattı ve ortada kaldık. Bu hafta araba yok. Aslında tüm alışverişi civardaki küçük esnaftan yapmayı seviyorum. Büyük marketlerdense nefret ediyorum. Böylelikle bahanemde hazır oldu.

Anna Karenina’yı okumaya devam ediyorum. Yavaş yavaş ilerliyorum. İyice zevkine varmak istiyorum. Karakter analizlerini sindire sindire okuyorum. Anlatılan karakterlerin, duyguların bu kadar güncel olması ve en ince detayına kadar düşünülmüş olması çok şaşırttı. Özellikle Tolstoy’un erkek olduğunu düşünürsek kadın karakterlerini bu kadar iyi ve gerçekçi çizebilmesi en çok dikkatimi çekti.

Yukarıdaki fotografı çok seviyorum. Bizim buradaki parkta çok var bu ağaçlardan. Hangisi bilmiyorum ama belirli bir mevsimde üzüm gibi meyveler veriyor. Yeşil en sevdiğim renklerden biri.

Yazı, hikaye, makale başlığı bulmada hep zorluk çekmişimdir. Bugünkü yazı içinde aklıma günün tarihinden başkası gelmiyor. Birazdan yayınlarken aklıma dahiyene bir fikir gelirse başlığı olacak, yoksa başlıksız kalacak.

Reklamlar