>Elimdeki çeviriyi teslim etmeden önceki son iki haftaya bugün itibari ile başladım. Önümde dağlar gibi yığılmış sayfalar olduğundan açıkçası kitabın yarısı olduğu gibi duruyor, bugün neredeyse hiç kafamı kaldırmadan çalıştım. Yirmi sayfa çevirmişim. Vay be istersem neleri yapabiliyorum? Pek bir kendini beğenmişçe oldu. Hiç dışarı çıkmayınca beynim bulanıyor. Dış dünya ile tek bağlantım penceremden baktığımda kurumuş kalmış sardunyalarımın arkasında görünen apartman parçaları. İki hafta daha bu şekilde idare etmeliyim.

Geçen pazartesi rejim günlüğü yazacağımı söylemiştim. Cuma akşamına kadar çok iyi gittim. Ancak cuma gecesi kanıma ne girdi bilmiyorum, o akşamdan itibaren pusulayı şaşırmış durumdayım. Dolayısıyla ne tartılıyorum, ne yürüyüşlere çıkabiliyorum. Tek yaptığım iştahımın açılmaması için duacı olmak. O da pek olur gibi gözükmüyor. Bu konu Mayıs’ta yeniden gündeme gelecek.

Yazarlık atölyesi için ödevimi bu hafta erken bitirdim. Pazar günü bütün günümü hikaye yazmakla geçirdim. Yorumları merak ediyorum.

Film seyretmeyeli asır oldu sanki. Tüm güzel filmler de sözleşip bu dönemi beklemiş gibi. Digitürk filmleri bile burnumda tütüyor. Kendimi ilk sokağa attığımda Modern İstanbul’a gideceğim. Meraklılarına bu ay içinde her pazar saat 15:00 ve 17:00 de güzel filmler var. Programı bir zahmet sitesinden öğrenin. Bağlantı verecek vaktim kalmadı. Giderseniz benim yerime de seyredin.

Reklamlar