>Biraz önce kitabın çevirisini bitirdim. Şimdi hafta sonuna kadar kontrolü kaldı. Kontrol işi biraz daha kolay. Üstelik evden amerikan yardımı da var. Dolayısıyla ben de eski fotografları düzenleyeyim dedim. Uzun soluklu ve zevkli bir iş. Bu sarı papatyalar nisan ayında Antalya’ya tatile gittiğimiz bir zamandan. Hava güzeldi. Ancak öyle bir acele ile gitmişiz ki, ben yanıma hiç bir şey almamışım. Kaldım kalın kot pantolonla. Ne bir şort ne bir ince pantolon, bermuda. Hatta parmak arası terlik ya da yazlık ayakkabı bile yok. Uçaktan indiğimiz İstanbul’dan ayrılırken ki kışlık giysiler içinde kendimi havuz kenarında buluverdim. En yakın çarşıdan iki adet pareo ve bir de parmak arası tokyo alıp, bir haftayı onlarla geçirdim.

Öpüşen çift, Sabancı müzesine Rodin geldiğinde çektiğim heykellerinden biri. Rodin’in heykelleri en sevdiklerimden. Diğer bir en sevdiğim heykeltraş ise Camille Claudel. Rodin’in ilk bayan öğrencisi, sevgilisi, vs… Şair Paul Claudel’in kız kardeşi. Camille Claudel’in hayatını okumamış olan varsa kitabı tavsiye ederim. Çok sürükleyici, sonu akıl hastanesinde biten aynı zamanda da acıklı, isyan ettiren bir hayat hikayesi. Ayrıca bir bayan olarak taa o zamanlardan sanat ve aşkı araması, tutkuyla peşinde koşması takdire şayan. Bana göre her iki heykeltraşın da eserlerindeki duygular o kadar belirgin ki…onları ölümsüz yapan da bu olsa gerek. Bakarken taştan yontma olduklarını unutuyorum.
Bu martı da yine eski güzel günlerden kalma bir fotograf. Adaya piknik yapmaya giderken vapurdan çekilmiş. En büyük zevklerimizden birisi simit alıp arka güverteden martıları beslemek. Adalar arasında pek bir tercihimiz yok. Heybeli adaya çok gittik. Burgaz ve Büyük adaya da öyle. Kınalı son zamanlarda pek uğramadığımız bir ada. Ama beğenmediğimizden değil. Çünkü adaların her biri ayrı güzel. Bu senede ada sezonunu açmayı dört gözle bekliyoruz. Son gittiğimde Büyük adada iskeleden inip hemen yukarı çıkan yokuşta sağda yeni bir mağaza gördüm. Büyük adaya özel hediyelik eşyalar satıyor. Ama gayet ince zevkle yapılmış sanat yanı kuvvetli şeyler. Baskılı tişörtler ve kupalar dikkatimi çekti. Biz geçen baharda akşam yemeği için iş çıkışı gittiğimizden kasayı kapatmışlardı, satış yapamadılar. Yoksa o tişörtlerden çok almak istemiştim. Bu sene inşallah.


Son fotograf, papatyaları çektiğim tarihte yaptığımız Antalya gezisinden. Hillside’ın yanındaki Yunus parkında gösteriye gittiğimiz sırada çekilmiş. Gösteri gerçekten seyredilmeye değer. Ancak şov bittikten sonra kalıp yunuslar ve balinalar ile yüzmek isterseniz, çok fazla ücret talep ediyorlar. 15 dakikası 100 dolar gibi bir fiyat aklımda kalmış. Bizim bütçemiz ancak birlikte fotograf çektirip, tabak üstüne yapıştırtmaya yetti. Meraklıları için Kaş’ta yunus ve balinalar ile yüzebileceğiniz çok daha uygun bir yer var. Gerçi biz 29 ekim tatilinde gitmiştik. Sezon bitmek üzereydi ve fazla müşterisi yoktu. Yarım saat için 40 lira civarı bir rakam ödediğimizi hatırlıyorum. Ben yüzmedim tabii, ama kızım havuza hiç çekinmeden atladı ve yunuslar ile balinaların yüzgeçlerine tutunarak bir sürü tur attı. Ben o cesareti bulamadım. Fotograflarını çekmekle yetindim. Tüm bu fotograflara baka baka yaz mevsimini özledim. Denize girmek ve güneşin altında sımsıcak yan gelip yatmak istiyorum. Hem de şimdi…
Reklamlar