>Dün bütün günü ailecek dışarıda geçirdik. Her 1 mayıs’ta her şeye rağmen , hep birlikte Taksim meydanında geçirdiğimiz o 77 1 mayısını hatırlarım. Annem, babam, babamın omuzlarında 3 yaşındaki kız kardeşim ve 14 yaşındaki ben. O günü düşününce, bugün burada bu satırları yazabiliyor olmak bir mucize gibi. Parantezi kapatıyorum. Bütün gün açık havada olunca 350’den fazla fotograf çekmişim. Martı ve kedi serimiz giderek genişliyor. Yakında sergi açılacak duruma gelecek.

Dün bir de böcek, arı, örümcek gibilerine de başladım. Özellikle de örümcekleri çekerken her tarafım titriyor ya üstüme sıçrarsa diye… Bu fotograflardan ancak bir kaç tanesi işe yarar ama sorun bunların arşivlenmesinde. Üstelik hiç birini de silemiyorum. En titrek çıkmışlarını bile. Çok yakında Kunegond’un bir fotoblog kardeşi olacak sanırım.

Hava dün tam bir İstanbul klasiğiydi. Her şeyiyle dengesiz. Biz tabii deneyimli olduğumuzdan sabah güneşine aldanmadık. Yine de akşama eve dönerken sırılsıklamdık. Gerçi ıslanmayı biz istedik. Bahar yağmurunun kokusunu, renklerini, fısıltısını ve sokaklarının boşluğunu hiç bir şeye değişmem. İstanbul tatil zamanları da boş olur ama yağmur boşluğu farklıdır. Bir an evvelinin yaşanmışlık hissi ortadadır, görmeseniz, duymasanız bile hissedersiniz. Yağmur altında geçtiğiniz yerlerin boşluğunda biraz önce orada olanların, yapılanların tatlı sıcaklığını ve hareketini, biran için kaçıp, saklanmış yaşamın varlığını duyarsınız. Tatil zamanları ise tam tersine terkedilmiş şehir hissi baskın çıkar.

Akşam eve dönünce yemek yapmak bile içimden gelmedi. Zaten son zamanların tembelliği blog’un akışından da farkedilmeyecek gibi değil. Neredeyse hiç yemek tarifi kalmadı. Üstelik böyle de çok mutlu olduğumu farkettim. Kıssadan hisse eve Kentucky Fried Chicken ısmarladık. Yedikten sonra çöplerimizi bile masanın üzerinde bıraktık.

Reklamlar