>Uzun zamandır bahsetmek istediğim ve hayatımda önemli bir yer işgal eden bir başka faaliyetim daha var. Işıl Özgentürk ile Senaryo Atölyesi. Kadıköy Belediyesinin girişimleri ile Şaşkınbakkal Ana Çocuk Sağlığı lokalinde Cumartesi ve Pazar günleri hem de uzun süredir yapılan bir atölye. Işıl hanım’ın eski öğrencilerinden film yapmış olanlar bile var. Bizim grubumuz en genç olanı. Yani bu işte demek istiyorum. Ama hepimiz bıkmadan usanmadan, canla başla geliyoruz. Haftada bir gün ve 2 saat olması, ayrıca hepimizin türlü türlü başka işleri olması dolayısıyla pek hızlı ilerlediğimiz söylenemez ama Işıl hanım sayesinde çok yol aldık. En azından bir filmin okumasını farklı bir gözle yapmayı öğrendik. Tabii herkesin film zevki tartışmasız kendine göre. Ancak güçlü bir senaryo nedir? Nasıl olur? Doğru casting nasıl yapılır? Kamera ile duygular nasıl gösterilir? Ve daha bir çoklarını öğrendik.

Öğrendiğimiz başka bir şey ise, bu mesleğin gecesi ve gündüzünün olmadığı. Bazı durumlarda başarı elde edebilmek için sabır ve amelelik gerektiği. Kerametin SADELİK ve BÜTÜNLÜKTE olduğu. Ayrıca Işıl hanım’ın bize tavsiye etmiş olduğu filmler de bu sanata bakış açımızı oldukça değiştirdi. Bu filmlerden bir tanesi de Ettore Scola’nın Çirkinler, Pisler ve Kötüler olarak çevrilebilecek Brutti, Sporchi e Cattivi isimli olanı. Scola’yı biz Sophia Loren ve Marcello Mastroiani’nin oynadığı Özel Bir Gün filminden tanıyoruz.

Bunların dışında bizim de çam sakızı çoban armağını misali başlamış olduğumuz bir kaç senaryo ve belgesel projemiz var. Yukarıdaki ve yandaki fotograflarda gördükleriniz, üzerinde çalıştığımız iki belgesel film olacak. Sene içinde gidip bir sürü fotograf çektik. Geçtiğimiz haftalarda ayırma, eleme kısmını yaptık. Şimdi tabiri caiz ise bunların masa üzerinde birleştirmesini yapıyoruz. Bir anlamda basit bir montaj hikayesi. Daha sonra özel bir yazılım sayesinde belgesel film haline getireceğiz. Işıl hanımın bize yardımı ve yönlendirmesi çok büyük. Ve, gariptir ki, işin en zor tarafının fotografların ayrılması ve elenmesinde olduğunu anladık. Öyle ki, çok başarısız olanları bir çırpıda yırtıp atıyorsunuz. O fazla önemli değil. Ama öyle fotograflar var ki, tek başlarını mükemmeller. Fakat yaptığınız konsepte uygun değiller. Bir yandan bunun farkındasınız. Ama bir yandan da gönül bu, vurulmuş bir kere, uydurup, kaydırıp o fotografı da montaja dahil etme çabasına giriyorsunuz. İşte o anda Işıl hanım devreye giriyor ve fotografı cart cart yırtıp atıyor. Yoksa bize kalsa işin içinden çıkamayacağız. Tabii, biz de yavaş yavaş öğreniyoruz yırtmasını. Işıl hanım diyor ki burada marifet içiniz yanmadan yırtıp atabilmekte… Sevdiğinden o proje bazında ayrılabilmekte…

Reklamlar