> Dün neredeyse bütün gün yattım. Ya da daha çok oradan oraya süründüm diyelim. Neyim olduğunu da bilemedim. Ama nasıl bir halsizlik, yorgunluk anlatamam. Hiç de alışkın değilim. Dedim heralde gerçek depresyon dedikleri bu olsa gerek. Peki ama neden? Ne bileyim neden? Git onu bilinç altına sor sen? Aslında tahmin edilebileceği gibi neden bulmak çok da zor değil. Ama 1 ay önceki nedenler neyse bugünkü nedenler de aynı. Hani ortada bir değişiklik yok . O zaman neden bugün bu depresyon diye sormazlar mı? Bende sordum tabii. Neyse, bütün günü çalışamadığım için suçluluk duygusunun verdiği ızdırapla sürüklenerek bitirdim. Kendimi okuduğum kitaba bile veremedim. Ancak uykuya daldığım zamanlar rahatlayarak rüya görmüşüm.

Akşam şunu düşündüm. Eşime de dedim ki; madem ki sen Savaş Tanrısısın. Her sabah, kınını, kılıcını kuşanıp gidiyorsun cenk alanına. Akşama eve yiyecek getirmek, ailemizi korumak için gün boyu çabalayıp duruyorsun. Bense güzellik tanrıçasıyım ve evde yazıyorum, çiziyorum, resmediyorum. Düyanın tüm güzelliklerini evimize taşıyorum. Evi iyileştiriyorum. Sanatla donatıyorum. Her türlü sanat ruhun gıdasıdır diyorum. Yalnız arada bir kopukluk var dedim. Tüm bu istenmeyen ama yapılması gereken günlük işleri, ingilizce de “chores” tabir edilen fransızca da “corvée” denilen şeyleri kim yapacak?

Tabii ki ölümlüler. Biz her birimiz tanrı katında yaşadığımıza göre… Burada bir sorun daha var. Hani nerede bu ölümlüler? Niye biz göremiyoruz? Nasıl bulunurlar? Neden soyları bu kadar azalmış? Hem ben hayatımda hiç ölümlü gördüğümü de hatırlamıyorum, siz gördünüz mü?
Bu sabah burun akıntısı, hapşuruk ve baş ağrısı ile kalktım. Yine de çok sevinçliyim. Dünkü durum depresyondan değil, nezle başlangıcındanmış. Bu sıcak havada nasıl üşüttüm orası da meçhul tabii ya… Hadi neyse.
Reklamlar