> Ameliyat olup da iyileştikten sonra Yaz’ın keyfi çok yerinde. Bütün gün evde koşturuyor. Eskisi gibi kağıt toplara çıldırıyor. Kovalayıp duruyor. Hamster’ların başında nöbet tutmaya devam ediyor. Hatta kafeslerinin karşısına geçip yere yatarak oynamalarını aynen bizim TV seyretmemiz gibi seyrediyor. Hamster’ların da keyifleri çok yerinde. Kendilerini sevdirmeye başladılar. Artık öyle her seferinde ısırmaya kalkmıyorlar. Henüz avucumuza alamıyoruz. Sanırım güvenlerini o derece kazanamadık. Boz renkli şişko olan iyice şişti. Tekerleğin içine zar zor sığıyor. Ama yine de itiş kakış koşturuyor içinde. Ne ilginç hayvanlar. Dikkat ettim boz renkli olanın gözleri siyah ama açık pembe olanın gözleri ise kırmızı. Çok şaşırdım. Bizdeki gibi her birinin değişik özelliklere sahip olduklarını hiç sanmazdım. Bizim gözlerimiz nasıl cilt renklerimiz ise uyumlu ise onlarınki de sanırım tüyleri ile uyumlu.

Küçükken ölümden sonra yeniden doğulduğuna inanırdım. Ama bu sefer hayvan olarak dünyaya geleceğimi zannederdim. Hatta sırayla bir kere insan, sonrakinde hayvan, bir sonrakinde yine insan. Hiç maymun olmak istediğimi hatırlamıyorum. Ama daha önceki yaşamlarımdan birinde martı olduğuma inandığımı biliyorum. Yalnız öldükten sonra hangi hayvan olarak gelmek istediğime karar verememiştim. Bir de merak ettiğim şey, eşyaların canlarının olup olmadığıydı. Kaldırımların konuştuğuna inanmıştım bir zamanlar. Ya kaldırım taşı olursam diyordum. Sırada eşya olmak da var ise… Kendime stratejiler belirlemeye çalıştığımı hatırlıyorum. Diyordum ki kendi kendime, o zaman yapılacak tek şey bir sonraki yaşam için sabırla kaldırım taşı ömrümün sonunu beklemek. Sonrası kolay.

Bazen de olağanüsütü güçlerimin olduğuna ve gözlerimle eşyaları yerinden oynatabildiğime inanırdım. Saatlerce, günlerce, haftalarca hatta aylarca hiç bıkmadan denemelerde bulunmuşluğum vardır. Bu garip düşüncelerden ne zaman vazgeçip normal bir yaşama geçtim hiç hatırlamıyorum. Yani ne zaman büyüdüm? Hiç bilmiyorum.

Şimdiki çocuklara bakıyorum da onlar o kadar meşguller ki, asla kendi kendilerine kalıp düşünecek, hayal kuracak zamanları yok. Tek başlarına kalsalar bile günümüzün iletişim araçları ile bu gerçek bir yalnızlık olmuyor ki. Şimdi bu iyi bir şey mi, yoksa kötü mü bilemedim.

Reklamlar