Uzun süre evde kapalı çalıştıktan sonra bugün ve yarın dışarda işim vardı. Yine çeviri. Ama bu sefer hayır demek istemediklerimden. Severek yaptığım çeviriler bunlar. Sözlü olanlar. Şöyle oluyor. Beni tanıyanlar, bilenler yurt dışından özellikle de Fransa’dan eğitmen geldiğinde beni çağırıyorlar. Tam simultane olmasa da, ona yakın bir şey oluyor. Önce eğitmen konuşuyor, ben arkasından türkçesini söylüyorum. Eğitim esnasında ya da sonrasında sorulan soruları ve yanıtlarını da her iki dile de çeviriyorum. Zevkli, hareketli, öğretici ama bir o kadar da yorucu. Eve döndüğümde gerçekten çok perişan oluyorum. Bir de çok fazla konuşmuşsam eğer, hiç sesim çıkmıyor. Böyle günlerde akşamları yazmak en iyisi.

Bugün de eğitim olmasa bile onun benzeri bir şey vardı. Bir kuaför markasının fotograf çekimi için manken seçtik. Sonra onların saçlarını yaptık. Kesim gerekiyorsa kesim, renklendirme gerekiyorsa renklendirme. Yarın da Maslak’ta bir stüdyo’ya gidip “shooting”leri gerçekleştireceğiz. Bu arada vakit buldukça bende bol bol fotograf çekmeye çalıştım.

Bana kalırsa bir bayan için bundan zevkli bir çalışma ortamı olamaz diye düşünüyorum. Ortaokuldayken kuaför olma hayallerim olduğundan hiç bahsetmişmiydim. Tabii ki evden izin vermediler. Daha sonra da ben unuttum zaten. O zamanlar istediğim okulu bırakıp annemin gittiği kuaför dükkanına çırak olarak girmekti. Çok eğlendikleri ve hem de para kazandıklarını düşünürdüm. En çok da kesilen saçları süpüren kıza imrenirdim. Paçoz olacağım o zamandan belliymiş demek ki… Gerçi hala daha uzun saplı büyük fırça ile yerden büyük çöpleri süpürmeyi severim.

Bugün öğlen yemeği sırasında gelen mankenlerden bir kaçı ile sohbet etme şansım oldu. Hepsi çok güzel ve aynı zamanda da öylesine çok gençlerki. Bir tanesi Canada’dan, diğeri Finlandiya’dan, bir diğeri de Avusturya’dan geliyormuş. Bu şekilde hemen hemen bütün dünyayı dolaşıyorlar. Nerede iş varsa oraya gidiyorlarmış.

Canada ve Avusturya’dan gelenler merkez ev olarak Tayland’ı seçmişler. Ve, söylediğim gibi nerede iş çıkarsa o ülkedeler. Bu aralar Türkiye’de mayo çekimleri, yaz katalogları v.s. derken epey iş olduğu için 2 aydır buradalarmış. En az 1 ay daha programları yüklüymüş. Kızları Tarabya’da güzel bir villaya yerleştirmişler. Doğa güzel ama şehir merkezine çok uzak, dışarı çıkamıyoruz diyorlar. Ama yine memnunlar hallerinden. Canada’dan gelen bizim peynirlerimize bayılıyormuş. Habire peynir sayıklıyordu. En çok tercih ettiği de keçi peyniri. Tayland’ın ise meyve ve sebzeleri muhteşem diyor. Neden Tayland diye sordum. Çok sevdiklerini söylediler. Şimdi bunları yazarken bir an kendime şaşırdım. Kısacık bir öğlen tatilinde bunları öğrendiğime göre hiç durmadan soru sormuş olmalıyım. Arada bir röportaj mı yapsam ne?

Reklamlar