> Dünkü Casting’in devamında bugün de Shooting gerçekleştirildi. Bu iki günde çok fazla çeviri yapmadım. Ama bol bol fotograf çekme fırsatım oldu. Stüdyo fotografçılığı güzel ve zevkli. Ayrıca hareketli. Farklı kişilerle tanıştım. Bir kısmını daha önceden de tanıyordum. Özellikle yukarıdaki genç mankenler yeni tanıdıklarımdan. Bir kaç dakika evvel içeride çekilmiş fotograflarına bakıp, gülüyorlar. Öyle cıvıl, cıvıl ve coşkulular ki. Etrafa neşe saçıyorlar. Türkçe bilmeseler bile, daimi güler yüzlüler. Yorgunlarsa eğer, oturdukları yerde uyuyabiliyorlar. Makyajlar, saçlar yapılıp bir de güzel giysileri giydikten sonra ki güzelliklerini görmek hoşlarına gidiyor. Kendilerini beğenip, seviyorlar. Gösterdikleri değişime şaşırıyorlar. İyi çıkan sonuçları alıp book’larına koyuyorlar. Daha sonra başka iş bulmalarında yardımcı oluyor. Yazının devamını şu anda bitiremeyecek kadar yorgunum ve uyumak istiyorum. Hergüne bir gönderi olması için şu anda böyle yarım yamalak yazıp bırakacağım. Hile serbest.

Söz verdiğim gibi devam ediyorum. Fotograf çekiminde manken kullanılacak ise eğer, öncelikle manken ajansları ile irtibata geçiliyor. Bir sürü ajans var. Hepsinin kuralları farklı. Telefon açıyorsunuz. Ellerinde olan kızları yanlarında daha önceden yapmış oldukları çekimlerden bir demet olan “book”ları ve kartvizitleri ile getiriyorlar. Her birinin kartviziti çok ilginç. Bir kere A5 boyutunda. Ön yüzünde kocaman bir fotografları var. En güzel olan konulmuş genelde. Bu fotograf boy da olabiliyor, sadece yüz de olabiliyor. Ya da ikisinin arasında bir yerlerde olabiliyor. Fotografın altında iri ve kalın harflerle küçük isimleri yazılı. Soyadı yok. Arka tarafta ise 2 ya da 3 farklı fotograf daha ve bağlı olduğu ajansın bilgileri.

Neyse Casting yani seçim yapacağınız mekan bir anda cıvıl cıvıl kişilerle dolup taşıyor. Birbirlerini tanıdıkları için kendi aralarında dedikoduya başlıyorlar. Yani hepimiz gibi. Ağırbaşlı takılanlarda olmuyor değil. Genelde her ajansın başında kızlardan sorumlu bir erkek oluyor. Dolayısıyla ürünlerini tanıtmaya gelip masa üzerine yayan satış temsilcisi imajı da yok değil…

Dün çekimler bittikten sonra fotografta sağdaki Alexandra ile biraz daha konuştum. Ajansını bekliyordu. Alexandra Avusturyalı ve Tayland’da oturan.

Kunegond: Daha ne kadar buradasın?

Alexandra: En fazla 1 ay, daha sonra döneceğim. Tayland’ da bir erkek arkadaşım var. Onu çok özledim.

K: Neden seni ziyarete gelmedi? Yasak mı yoksa?

A: Zannetmiyorum. Ama uçak biletleri çok pahalı. Özellikle bu mevsim. Tatil sezonu olduğu için. Bir de onun çok fazla tatili yok. İş yerinden sadece senede 15 gün izin veriyorlar.

K: Bu kadar az izni olduğuna göre Tayland’lı olmalı.

A: Evet.

K: Buradaki yaşam nasıl?

A: Fena değil. Biz Tarabya’da bir villa da iki kişi kalıyoruz. Her gün bir bayan gelip temizliği yapıyor, yemek pişiriyor. Evde koşu bantı, bisiklet gibi farklı aletler var. Onlar ile düzenli bir şekilde çalışmamız lazım. Ama biz çalışmıyoruz. Bir yere gitmemiz gerektiğinde arabayla gelip alıyorlar, iş bitince de arabayla eve bırakıyorlar. Tek başımıza nadiren çıkabiliyoruz. O zamanlarda da eve erken dönmek zorundayız. Geç kalınca sadece taksi ile gidip gelebiliriz. O da çok pahalı oluyor. Tek yön 40 lira. Bir de taksi şöförü ile anlaşabilme sorunu var. Bazı ajanslar şehir içinde ev veriyorlar. Ama bizimkisi epeyce sıkı ve kuralcı bir ajans.

K: Neden size şehir içinde ev tutmamışlar. Sordunuz mu hiç?

A: Evet. Geceleri dinlenmemiz gerektiğini söylüyorlar. Ertesi güne daha canlı olup, daha iyi resim verebilmek için. Yani gece çıkmak yasak bir yerde. Ama bu doğru değil. Yorgun olmuyoruz. Bir de makyaj zaten her şeyi örtüyor.

K: Tayland’da da iş imkanı var mı? Orada da çalışıyor musun?

A: Evet orada da iş imkanları oldukça fazla. Hatta Tayland’da çok daha yoğun çalışıyorum. Hemen hemen tüm firmalar fotograf çekimine Tayland’a geliyorlar. Hem bir çok farklı ve güzel model var. Hem de maliyetler ucuz. Ayrıca Tayland doğal güzellikleri yönünden de çok fazla tercih edilen bir ülke. Adalar çok güzel.

K: Peki o zaman neden yurt dışına gidiyorsunuz?

A: Bir müddet çalıştıktan sonra hep aynı yüzler olmaya başlıyor. Casting için çağırıyorlar. Gidiyorsun. Görenler yine mi sen geldin diyorlar. Bir anlamda hem onlara hem bize değişiklik oluyor. Biraz da yeni pazarlar bulma zorunluluğu. Bir de ben Avrupa’yı çok seviyor ve özlüyorum. O yüzden Avrupa’da çalışma imkanı çıkınca seviniyorum. Üstelik yazın Tayland’da hep yağmur var. Musonlar. Ayrıca hava aşırı ve sürekli nemli. Değişiklik işte.

K: Çok soru sordum galiba. Kusura bakma. Ne meraklıyım değil mi?

A: Yo, önemli değil. Ben de severek cevaplandırdım.

K: Benim artık eve dönmem gerek. Sen ajansın gelip seni almasını bekliyorsun galiba?

A: Evet malesef. Havaalanındalarmış. Yeni bir grup daha gelecekti. Onları almaya gitmişler. 15 dakikaya geliriz dediler ama yarım saat oldu. Bekliyorum. Alıştım zaten.

K: Pekala, seni tanıdığıma memnun oldum. Sohbet için teşekkürler. Hoşçakal. Bir daha görüşemezsek sana başarılar diliyorum. Her şey istediğin gibi olsun.

A: Teşekkür ederim. Ben de tanıştığımıza memnun oldum. Yine belki başka bir çekimde…

İşte böylece günü kapattım. Sonuç olarak stüdyo fotografçılığı güzel ve zevkli ama gerçekten herkes için çok yorucu. Fotografçı açısından ise asıl iş neredeyse çekimlerden sonra başlıyor gibi bir şey. Bir günlük çekimleri düzene koymak, seçim yapmak, fotografların üzerinde oynama yapmak ortalama 5 gün alıyormuş. O da tabii, bilgisayar bilginiz de aynı derecede mükemmelse…
Kıssadan hisse hiç bir şey göründüğü kadar kolay değil.

Reklamlar