> Epeydir okuduğum ve beğendiğim kitapları tanıtmadığımın farkına vardım. Uzun süredir yemek tarifi de göndermiyorum. Belki de bundan sonra hiç göndermeyeceğim. Yemek yapmadığım sanılırsa da hiç umurumda olmaz ama kitap okumadığım sanılsın istemem doğrusu. O yüzden panik halinde hemen son okuduklarıma bir göz atayım dedim. Bundan böyle Murat Gülsoy’un severek takip edeceğim yazarlar arasında yer alacağından bahsetmiştim. Dolayısıyla ilk kitabından başlayarak bugüne kadarki gecikmemi tamamlamak istedim.

İlk öykü kitabı Oysa Herkes Kendisiyle Meşgul isimli olanı. İlginç bir şekilde kitabın başlığı içindeki öykülerden bir tanesi değil. Hepsi birbirinden farklı ve ilginç öyküler var. Hepsinin de kahramanı kendi havasında. Belki de biraz o yüzden ismi Oysa Herkes Kendisi ile Meşgul. Tüm öyküleri beğendim ama içinden bir kaç tanesi gerçekten favorim. O da neden? Çünkü okurken kendimden bir parçamı bulmuş gibi oluyorum. Bir çoğunu da Murat Gülsoy’un ince espri anlayışı yüzünden seviyor, zevkle okuyorum. En sevdiklerim arasında Keşifler ve İcatlar Ansiklopedisi var. Ansiklopedi yazan bir yazar gecenin bir yarısında en kıymetli dolma kalemini balkondan aşağı düşürürse ne olur? Sizce? Okumaya değer. Diğer bir tanesi Açık Çek, bir diğeri Değiştikçe Aynı isimli hikaye. Kahramanı, ilk satırda rakamlarla bölümleyebilseydim hayatımı diye başlıyor. Keşke ben de dememek elde değil. Bir çırpıda okuyup bitirdim.

Hemen ikinci kitap olarak 2001 Sait Faik Hikaye Armağanı kazanan Bu Kitabı Çalın isimli öykülerine geçtim. Bunu da çok sevdiğimi ve çabucak okuduğumu söylemekten başka ne diyebilirim. İnanılmaz kurgular ve akıcı bir dil ile öyle keyifli okunuyorlar ki… Hiç bitmesin istiyor insan. Bir de bittikten sonra beni düşünmeye sürükledikleri için ayrı bir seviyorum hepsini. Bu kitaptan favorilerim aslında her biri. Ama yine de seçmek gerekirse 54 Numaranın Esrarı, Kötü Yola Düşen Ev ve Sakla Beni derim. Derim de bir an öyküler hakkında çok fazla detaylı bilgi vermediğimi farkettim. Ama bunu bilerek yapıyorum. Çünkü ben kendim şahsen kitap eleştirisi okumayı pek sevmiyorum. Çünkü kitabı anlatmadan, sürprizleri bozmadan, içindekileri açığa çıkarmadan beğendiğiniz bir kitap, özellikle de bir kurgu öykü ya da roman hakkında yazmak arasında çok ince bir sınır var. Ve bunu başarabilen eleştirmen pek nadir. Kitabın en can alıcı noktalarını pat diye söyleyiverirler. Filmin sonunu baştan söyleyenler gibi.

“Biliyor musun? Esas kız sonunda ölüyor, haberin olsun dedim.”
“Sağol ya, ne iyi ettin söylemekle.”

Dolayısıyla benim de tavsiye kitap satın almam şöyledir. Kendime referans belirlediğim bir kaç kişi vardır. Aynı görüşlerde olmayabiliriz ama kabaca aynı beğenilere sahibizdir. Edebiyat ya da kitaplar hakkındaki görüşlerimiz ortaktır. Onları takip ederim. Ya da tamamiyle kendi keşiflerimi yaparım. Ama bazen bu zaman alabiliyor. Ya da, ya da… bir şekilde elime geçen bir kaç yazara takar, tüm kitaplarını okuyup bitiririm. Ancak öyle içim rahat eder.

Reklamlar