> İngilizcede de Young Adults tabir edilen benim de Genç Yetişkinler olarak çevirebileceğim bir toplum varki hiç büyümüyor. İşte ben de bir tarafımla bu topluma ait olduğumu taa derinlerden hissediyorum. Mutluyum, gururluyum ve büyümek de istemiyorum. Belki de Peter Pan misali büyüklerin sıkıcı dünyasına karşı gösterilen pek de bilinçli olmayan ama güçlü bir şekilde kendini belli eden bir baş kaldırı bu.

Edebiyat ya da film evrenini yakından izleyince bu toplumun daima, her yerde, her zamanda ve her şekilde var olduğunu da görüyorum. Bence Yüzüklerin Efendisi, Harry Potter, Twilight bunların en belirgin, güncel ve meşhur örnekleri. Bu topluma ve eserlerine biraz daha fazla yer verilmesi en büyük arzularımdan bir tanesi. Yani şunu demek istiyorum, Harry Potter gibileri çocuk kitapları kategorisine girmesin. Değiller çünkü. Onları okuyan bir sürü yetişkin tanıyorum ben. Kimisi gururla söylüyor gösteriyor, kimisi toplum baskısından saklana saklana okuyor.

Geçen haftalarda fantastik yazma girişimlerinde bulundum. Ve aniden şunu gördüm ki, normal yaşam sınırları içinde bir öykü oluşturmaktan çok daha kolay gidiyor. En azından benim için bu böyle. Bu yaz bu konuya biraz daha fazla vakit ayırabilmeyi hayal ediyorum.

Sonra da şunu düşündüm. Benim en iyi anlaştığım yaş grubu kimler? Öncelikle kendimden 3-5 yaş küçükler. Bu çok net olarak yaşamımın bütün safhalarında belirgin. En samimi ve eski arkadaşlarım benden küçük. Bugün kurduğum yeni arkadaşlıkların çoğu benden genç yaş grubu içerisinde. Bu durumun onların gözünde nasıl değerlendirildiğini bilmiyorum. Gerçi çok da fena olmasa gerek ki, benden pek ses çıkmayınca arayıp, soruyorlar. Ben ise yanlarında kendimi daha rahat hissediyorum. Belki yaşlanma korkusu belki genler çünkü annemde de, kız kardeşimde de durum farklı değil. Eşim benden 3 yaş büyük olmasına rağmen onun da en sevdiğim ve belki de beni tutkuyla ona bağlayan şey bu çocuk kalan tarafı. Benimle yaşıt ya da benden büyük ama iyi anlaştığım dostlar arasında da bu çocuksu taraf çok net bir şekilde belirgin. Biz aslında saklanmak zorunda kalan büyük bir toplumuz. Çok acıklı oldu… Kendimde gülümsedim yazarken. Ama şu anda hissettiklerim bunlar.

Daha sonra en iyi anlaştığım yaş grubu ilk ve orta okul seviyesindekiler. Eğer bana hayatımı yeniden kurma fırsatı verilseydi, bugünkü durumumdan hoşnut olmadığım düşünülmesin, kesinlikle çocuklara ve gençlere yakın bir meslek seçerdim. Öğretmenlik dahil. Belki de o yüzden bizimkinin okul yaşamını çok seviyor ve elimden geldiğince katkıda bulunmaya çalışıyorum. Okulda onlarla geçirdiğim anlar benim en mutlu anlarım. Hatta o kadar ki, çoğu iş yerinden çocuğun okulu ile ilgilenmeme fırsat kalmadığı için ayrılmışımdır. Çocuklar arasında çok aktif olduğum sanılmasın. Benimle paylaşmadıkları sürece asla sesim çıkmaz. Ama onları dinlemek, gözlemlemek, farklı bakış açılarını öğrenmek neredeyse bir yaşam sevinci veriyor bana. Bir de o kadar çok şey öğretiyor ki…

Her neyse, şimdi aklıma bir bitiş cümlesi, bir sonuç paragrafı gelmedi. Biraz havada kalma pahasına yazdıklarımı bugün burada bitirmek istiyorum. Bu yazının kıssadan hissesi falan da yok. Öylesine gelmiş bir yazı işte… BİTTİ.

Reklamlar