>Bu aralar Beyoğlu epeyce hareketli. Hafta sonunda Galata Kulesi dibinde Pazartesi-Çarşamba arası Tasarım Festivali olacağını okudum. Bir de gidip yerinde görelim dedim. Amerika’da çalışan kız arkadaşımın da son günüydü. Ben de oralarda sonca dence alışveriş yaparım dedi. Böylelikle programı kararlaştırmak kolay oldu.

Dolayısıyla sabah erkenden karşıya geçtim. Buluştuk. Teşvikiye Saray’da sucuklu yumurta , bal kaymak ve açık çay ile kahvaltı yaptık. Nişantaşı’ndaki Starbucks’tan kahvelerimizi alıp yola koyulduk. O arada arkadaşımın kız kardeşi aradı. Galatasaray Lisesinde halka açık festival varmış. Tamam dedik. Yürümeye Taksim’den başladık.

Beyoğlu her zamanki gibi kalabalık. Dünya Fitaş sinemalarının olduğu binanın uzağından geçerek Tünele doğru indik. Biliyorsunuz, o binanın camları pek sağlam değil. Aşağı iniveriyor. Bu arada bina deyince bir aralar Sun Plaza’da çalışmışlığım var. O gökdelenin de camları aşağı iniveriyor. Ve işin komik tarafı bina sahibi ve yöneticisinin umurunda değil. Hayati tehlike olmazmış. Çünkü, o kadar yüksekten camlar aşağı inerken un ufak olurlarmış. Konuya dönüyorum. Galatasaray Lisesini çok güzel süslemişler. Her tarafta kırmızı sarı balonlar, puflar, standlar. Biz girdiğimizde amfi’de Sunay Akın ile söyleşi vardı. Bahçede sahne kurulmuş. Öğrenciler canlı müzik yaptılar. Perşembeye kadar programda her gece saat 22’de ünlü sanatçılar var. Mesela dün akşam Grup Gündoğarken vardı. Kaçırdık. Perşembe Nil Karaibrahimgil sahnede olacak. Festival’in tüm programı burada. Katılım ücretsiz. Sevenlere duyurulur.

Biz okulu dolaştıktan sonra oradan ayrıldık. Kule dibine doğru yollandık. Henüz standlar tam anlamıyla kurulmamıştı. Ancak değişik sanat eserleri bulmak, yapımcıları ile tanışmak isteyenler için güzel bir etkinlik olacak gibi duruyor. Malesef benim yeniden gitme zamanım olamayacak. Ama fırsattan istifade Kule dibindeki ufak tefek dükkanları gezdik. Son gördüğümden bu yana bayağı değişmiş. Farklı etnik tasarımların yer aldığı yeni butikler açılmış. Fiyatlar turistik. El emeği göz nuru ama bir parmak arası sandalet 145 tl olur mu? Ayrıca dükkan açıyorsanız ya da odanıza neon ışıkları ile isminizi yazdırmak istiyorsanız, bu rengarenk neon ışıklarının yapımcıları kule dibinde. Aklınızda bulunsun. Keşke fotograflarını çekseymişim. Yanında arkadaşla gidince hem sohbet, hem iş ikisi bir arada olmuyor.

Oradan Konak Cafe’ye çıktık. Adresi almamışım. Tarif de edemeyeceğim, oraya gidince sora sora bulunur. Bağdat bile bulunduğuna göre… Yukarıda manzara muhteşem. Neredeyse Galata Kulesine çıkmış gibi. Bina ve asansör özenle dekore edilmiş. Yukarıdaki fotograflar, kırmızı sarı olanı hariç hepsi bu cafede çektiklerim. Fiyatlar çok ucuz değil.


2 taze sıkılmış portakal suyu, 1 kutu buzlu çay, 5 parçalık 1 porsiyon sigara böreği 27 tl ödedik. Dün hava çok sıcak ve nemli olduğundan çay ya da kahve içmek istemedik. Milk shake içmeye karar vermiştik ama garsonla anlaşamayınca meyve suyuna döndük.
İstanbul öyle bir şehirki her gün bir yerini keşfet, yine de bitmiyor. Bir de sürekli değişim halinde. Neredeyse arkanı döndüğün anda bir şeyler yok oluyor, yerine yeni başkaları beliriyor. Sıkılmak mümkün değil.
Tünel’in yanındaki Yüksek Kaldırımdan aşağı inerken solda bir de Galata Mevlevihanesi var. Ondan bahsetmeyi unuttum. Dervişlerin gösterisini seyretmek için Konya’ya gitmeye gerek yok. Şaka yapıyorum tabii ki Konya’daki çok daha güzel ve gösterişli. İmkanı olmayanlar için bilgi amaçlı Galata Mevkevihanesi Sultan Beyazıt zamanından kalma ve İstanbul’un en eskisi. Şu anda müzeye dönüştürülmüş. Yaz kış sema gösterileri mevcut. Özellikle pazar günleri. Çoluk çocuk gitmek için ideal. Ancak gitmeden önce programı bir öğrenin derim. Telefon numaraları işte burada.
Reklamlar