>Şubat ayının başında cep telefonu bozulunca servise göndermiştik. Bir iki hafta içinde arızanın giderilemeyeceğini ve bize yeni bir tane cep telefonu verileceğini bildirdiler. Ancak bu yeni telefon yurtdışına ısmarlanmıştı ve 6 hafta beklememiz gerekecekti. Pekala dedik, geç olsun ama iyi olsun. İşte tam bugün yurt dışından o telefon geldi. 4 ay sonra. Yupi demekten başka bir şey demeye dilim varmıyor…

Bir de servisten hala dönmeyen dizüstümü düşünüyorum. Umarım o da 4 ay sürmez. Bugün aradım ne oldu diye sormak için. Azar işittim. Biz sizi arayacağız, dediler. Biran evvel arasınlar artık. Sabrım kalmadı. Yoksa halim duman. Yazı bana küstü, ben yazıya… Biraz evvel kağıt kaleme döndüm. Daha fazla küs kalmanın anlamı yok.

Sıcaklardan iştahım kesildi. Belki bir kaç kilo veririm keyfim yerine gelir. Kış başında giydiklerimin hiç birine giremiyorum. Geçen seneki mayoları denemeye cesaretim yok. Deniz, havuz mevsimini açmaya korkuyorum. Bugün bir arkadaşım aradı, havuza çağırdı. Çarşamba ya da Perşembe dedim. 2 gün içinde mucize bekliyorum…

Bir gün gelecek kilo derdim olmayacak, işte o gün belki de yağmur tersten yağacak. Yeryüzü ağlayacak. Gözyaşları, masmavi gökyüzündeki bembeyaz bulutlara akacak. Bu akan yaşlar ile ıslanan bulutlar kararacak. Güneşi kaplayacak. Yeryüzüne karanlık çökecek…

Reklamlar