>Çeşitlemenin arkasından bir de güzelleme yazmak istedim. Güzelleme denince aklıma “İçelim, güzel olalım.” sözü geliyor. Kim demiş? Niye demiş? Alkol güzel mi kılarmış?

İkinci olarak, güzelleme aklıma “gazel”i getiriyor. Bir şiir düşünüyorum. Güzel olsun. Güzel olması için aşktan bahsetsin ki güzelleme olsun diyorum. Biraz daha derinleştirince, gazel aklıma “geyik” kelimesini getiriyor. Önce dallı budaklı boynuzlarını görür gibi oluyorum. Zarif bedenini, sürmeli gözlerini. Sonra geyikten aklıma 2 farklı anlam geliyor. Birincisi geyik yapmak. Şu an yapmakta olduğum gibi… İkincisi geyik durumuna düşmek. Oradan da boynuzlanmak yani aldatılmak diyorum. Burada takılıp kalıyorum. Çünkü zincirleme varılan yeri hiç beğenmedim.

Gerisin geriye dönüyorum. Şimdi de başka açıdan ele alıyorum. Güzellemeyi. Önce çirkin bir şeyin varlığı olmalı ki, güzel nedir bilesin. Çirkini güzelleştiresin diyorum. Bu fikri daha çok tutuyorum. Çirkin şeyler düşünürken aklıma suratını buruşturmuş, ağlayan çocuklar geliyor. Kulaklarımda bir ses “Ağlama çok çirkin oluyorsun” diyor. Kimin söylediğini bilmiyorum. Hatırlayamıyorum. Ama bu ses beynimin içinde gün gibi açık ve canlı. Ağladığım zamanları düşünüyorum. Hatırlamakta zorlanıyorum. Acaba bu laflar bana değil de, başkalarına söylenirken mi duydum? Ağlamak deyince iş yerlerinde tuvalete kapanıp vara yoğa ağlayan kızlar aklıma geliyor. Burada da tıkanıp kalıyorum. Beğenmedim.

En iyisi güzelleme bir yemek çeşidi olsa. Ben de mideye indirsem. Ondan sonra da ağzımdan ne çıkarsa çıksın, güzel olsa. İçimden dışarıya güzellik taşsa. Dokunduğum altın olsa…

Bu kadar saçmalama yeter. Dün ve bugün bu sıcakta havuz kenarında beynim kaynadı sanırım. Yarın evdeyim.

Reklamlar