> Hafta sonunda çok önemli bir gelişmeden bahsetmeyi unuttum. Cuma akşamıydı sanırım ya da Cumartesi. Bu sefer evde yalnızım. Televizyon kapalı. Ben de okumakta olduğum kitabı almış, kanepeye uzanmışım. Bir an, uzun süredir arka fonda cik, cik, cik seslerini dinlediğimi idrak ettim. Yüreğim hopladı. Anında yerimden fırladım ve bizim hamster ailesine doğru seyirttim.

Kulaklarım yanılmamış. Yine yavrular, yine yavrular. Bu sefer dört tane saydım. Önceleri beş tane gibiydiler ama iki gündür beşincisi yok. Sıcağı sıcağına yediklerini zannetmiyorum. Büyük ihtimal yanlış saydım diyorum. Bir evvelkilerden geriye bir tane bile kalmadıydı. Neyse ertesi gün ilk işimiz gidip ayrı bir kafes daha almak oldu. Babayı hemen ayırdık. Fotograftaki yeni kafes. Bu kafes hem iki katlı. Üst kata konmuş ağaç evlerini andıran sarı damlı plastik bir kulubesi bile var. Bizim baba hemen çıktı yukarıya, evine girdi ve uyudu. Sanırım depresyonda. Artık yavrularından ve sevgili eşinden ayrı düştüğü için mi yoksa Hansel ve Gretel’deki cadı kadın misali beklenen ziyafetten olduğu için mi bilemiyorum.
Kafesin arkasında görülen nöbetteki kedilerden bir tanesi. Onlarda bir alem. Hamster’lar geldi geleli 1 ayı geçti. Bir gün bile sektirmeden nöbete devam ediyorlar. Hepimize eğlence oldu bu hamsterlar. Umarım bu seferki yavruları hayırlısıyla büyütür, eveririz.
Reklamlar