>Günlerin Köpüğü Boris Vian’ın severek okuduğum eserlerinden bir tanesi. Okuduğumda üniversitedeydim. Çok net hatırlamıyorum. Ama hemen ardından o zamanlar çevrilmiş olan diğer kitaplarını da sırayla okuduğumu hatırlıyorum. Daha sonra fransızcalarını okuyunca çok daha farklı bir keyif aldığımı hissettim. En son kitabı Yürek Yakan’da favorilerimden bir tanesi. Vian gibi gerçek üstü bir zeminde gerçek insan ilişkileri üzerine odaklanan yazarları seviyorum.

Bugünkü amacım kısa kısa notlar yazmak, hafta içinde olanları, aklımdan geçenleri kaydetmek. Planlardan bahsetmek. Yüzeysel olarak. Başlık için de aklıma Günlerin Köpüğü geldi. Günlerin bana getirdiği ancak tamamiyle yüzeysel, derinliği olmayan ve kıyıya vurduğunda yok olup gidenler.
Dün akşam yine Mithat Alam film merkezindeydik. Yine ikram edilen birer kadeh şarapların eşliğinde, o minicik ama sevimli terasta etkinliğin son filmi My Private Idaho’yu seyrettik. Genç yaşta ölen yakışıklı River Phoenix ile Keaanu Reeves’in başrollerini paylaştığı, erkek fahişelerin hayatından bir kesit gösteren ama bana kalırsa en iyi arkadaşlıkların bile aslında ne kadar yüzeysel ve tamamiyle çıkarcılık üzerine kurulduğunu gayet net bir şekilde anlatan bir film. İnsan tek başına doğar, tek başına ölür.
Bu sabah Mme Bovary’i okumaya başladım. Daha önceden iki kere okumuşluğum var. Birincisi çok erken yaşta olduğundan biraz sıkıldığımı hatırlıyorum. Fransızcayı öğrendikten sonra orjinal baskısından okudum. İşte o zaman gerek edebiyatta gerekse de toplumların eleştirisinde neden bir çığır açtığını ve parmakla gösterilerek ilgili fakültelerde ders kitabı olarak okutulduğunu anladım. Isabelle Huppert’in oynadığı filmi de seyrettim. Ama bazı kitaplar var ki, her okuyuşunda başka bir zevk alıyor insan. Emma Bovary, edebiyatta kendinden sonra gelecek kadın kahramanların anası durumunda bir karakter. Şimdilerde yeniden okuma sebebime gelince bu kitap, son zamanlarda adresini bulup takibe aldığım ve beni de aralarına yazar olarak alarak şekerlik gösteren kişiler tarafından yapılmış ve idare edilen ille de roman olsun sitesinin temmuz ayı için seçilen kitabı. Site hakkında daha fazla bilgi şurada.
Bir evvelki paragrafta link verme işleminin Blogger tarafından çok daha basitleştirilmiş olduğunu keşfetmiş bulunuyorum. Bundan sonra daha fazla link vermeye başlayacağım. Açıkçacı bazılarını üşendiğimden yapmaktan vazgeçiyordum. Teşekkürler Blogger. Hayatı kolaylaştırdığın için.
Üniversite kütüphanelerine, özellikle de Boğaziçi Üniversitesi kütüphanesine kaynaklardan faydalanmak üzere girmenin akademik kariyer yapıyor olma koşuluna bağlı olduğunu öğrendim ve çok üzüldüm. Akademik bir kuruma bağlı olmayan kişilerin kendini geliştirmelerine fırsat tanımayan bu uygulamayı şiddetle kınıyorum. Çok yakın bir gelecekte kendilerine de yazı ile açıkca bildireceğim.
Reklamlar