>Bütün günü sokaklarda sürterek geçirdim. Yukarıdaki fotograf Moda çay bahçesinden. İstanbul’un eski çay bahçeleri birer birer yok olmuşken hala ayakta olan bir tanesi. Çocukluğunu ve gençliğini Bomonti, Cihangir, Moda, Taşlık, Gümüşsuyu’ndaki Cennet Bahçesi gibi çay bahçelerinde geçirmiş biri olarak en üzüldüğüm yok olma olaylarından biridir.

Yok olma deyince aklıma, bir de Sander Kitabevi geldi. Çocukluğumun geçtiği yer. Bir tane Beyoğlu’ndaki o güzelim postanenin sırasında Çiçek Pasajının girişinde vardı. Sonradan bir de Osmanbey civarı, Halaskargazi caddesinde açılmıştı. O zamanların en büyük ve en çok çeşit bulunduran kitabevlerindendi. Yabancı kitaplar da bulunurdu. Sonra ne oldu bilmiyorum bir dönem geldi, kimse kitap almaz ve okumaz oldu. Aynı sinemaların ve tiyatroların da birer birer kapandığı gibi kitabevleri de ortadan kalktılar. Kültür ve sanat ölüme terkedildi.
Yine de kökü kurumadı. Bir gün yavaş yavaş da olsa yeniden canlanmaya başladılar. Şimdi kentte yapılan etkinliklere baktıkça seviniyorum.
Reklamlar