>

Yukarıdaki fotograf Mayadrom alışveriş merkezinden. Levent’ten Akatlar’a doğru inerken, Beşiktaş’ın Çilekli tesislerine gelmeden yol sağdan ayrılır. İşte orada. Öyle pek bilinen AVM’lerden değildir. İki katlı kare bir yapı düşünün. Ortası bahçe. Karelerin her bir kenarına mağazalar, restoranlar sıralanmış. Çepeçevre koridordan dolaşmak mümkün. İçeride bir de Erdem Kıramer Kuaför’ün şubesi, bir Starbucks ve Remzi Kitabevi vardır. Onun dışında hep lüks markalar. Dikkatimi çekmedikleri için şimdi hatırlayıp da sıralayamayacağım. İşin garip tarafı, bunca zamanda bu AVM’ye bir kaç kere gitmişliğim vardır. Her seferinde mağazaları, restoranları bomboş görürüm. Hatta bir kaç kere yemek bile yedim. Bir kaç kişiden fazlası yoktu.

Dün de gideceğimiz yere 1 saat erken varmışız. Hadi gene şu Mayadrom’a gidip vakit geçirelim dedim. İki katı gezmemiz 10 dakikamızı aldı. Eskiden bir takım kaçak malzemeler satan dükkanlar olurdu. Şu ithal malların Türkiye’ye girişinin yasak ya da çok pahalı olduğu günlerde. Bu mağazalarda örnek bab-ından bir kaç parça, toz içinde, kimsenin ilgisini çekmeyecek mal olur. Dükkan sahibi bu malların satışı ile pek de ilgilenmezdi. Ancak bazı kişiler, tezgah altından başka şeylerin çıkacağını bilir, ona göre bir takım şifreli kelimeler ile gereken malları isterlerdi. Dükkan sahibi de asıl kazancını bunlardan sağlar, dükkan kirasını haydi haydi çıkarır, hatta başka yatırımlar bile yapardı.
Dün, bu bir kaç parça ürünün sergilendiği ve müşterilerin olmadığı bomboş mağazaları görünce merak ettim. Bu dükkanlar bu krizde kiraları ne ile ödüyorlar. Üstelik kapanmış hiç bir mağaza yok. Sizin tarafları bilmem ama, benim oturduğum yerde dükkanlar birbiri ardına el değiştiriyor, kimisi tamamen kapılarını kapıyor. Aklıma hiç bir şey gelmiyor. Ya diyorum tek tük bile olsa satış yaptıklarında bir seferde kirayı, masrafları çıkarıyorlar. Ya da Mayadrom’da yer tutmak bedava. Mallar da konsinye. Ya da ben hiç görmedim ama alış veriş için otobüsle grup getiriyorlar.

Eğer AVM’lerin kalabalığından sıkıldınız ve sakin bir yer arıyorsanız tam size göre bir yer olabilir. Ortadaki bahçede bir şeyler içmek keyifli.
Bir de sabunlara bayıldım. Her birini bir dilim kek gibi süslemişler. Ayrıca Remzi Kitabevi’nde uzun zamandır aradığım bir kitabı buldum. Sevindirik oldum. İşimiz bittikten sonra ise Akmerkez’e film seyretmeye gittik. İnşaat halinde olduğundan durum içler acısı. Seyrettiğimiz film My Sister’s Keeper. 5 yaşında kan kanserine yakalan bir kızın ve ailesinin dramı. Baştan söyleyeyim çok duygusal bir film olmasına rağmen salya sümük ağlatmaya uğraşan bir tarzda çekilmemiş. Dolayısıyla beğendim. Zor bir durumu gerçekçi bir açıdan sergileyen, düşündüren bir film. Hayatta bazen yenilgiyi kabul etmenin çok da kötü bir şey olmadığı mesajını veriyor.
Reklamlar