>Bu sabaha karşı bir rüya gördüm. Şu fotograftaki merdivenlere benzer bir yerden yukarıya doğru çıkıyorum. Üst basamağa gelince birden bire, güneşin her yanı kasıp kavurduğunu anlıyorum. Tam tepede. Gözlerimin içine giriyor. Bir müddet etrafı göremiyorum. Sonra bir bakıyorum Efes, Perge gibi antik bir şehrin yıkıntıları arasındayım. Küçüklüğümden beri antik şehir gezmeyi çok severim. Hava sıcak, güneş tepede, hem geziyorum, hem de kan ter içindeyim ve perişanım. Agora’yı geçiyorum. Şehrin taş döşeli, iki yanı sütunlarla bezeli, geniş ana caddesinden aşağıya doğru ilerliyorum.

Antik şehrin bitiminde bembeyaz bir belde beliriyor. Tam ortasında masmavi ve kocaman bir havuz. Öylesine güzel ki… Oh, serin, serin ne güzel oldu bu böyle diye düşünüyorum. Çöl ortasında vaha görmüş gibi seviniyorum. Havuzun diğer ucunda bir adam ve bir kadın beni bekliyor. Havuzun diğer ucunda merdivenler var, oradan girilmesi gerekiyor. Koşarak onlara doğru ilerliyorum. Onlar mayolu. Benim üzerimde beyaz biyeli çivit mavisi bir elbise var. Eyvah diyorum, mayom yok. Havuza giremem. Öylesine de terlemişim ki, hava da öylesine sıcak ki… Sonra aklıma elbiseyle girmek geliyor. Etrafta bizden başka kimsenin olmadığını görüyorum. Evet diyorum elbiseyle gireceğim.
Adamla, kadını çok yakından tanıyorum. Kim olduklarını çıkaramıyorum. Ama aileden diyebileceğim kadar samimi geliyorlar bana. Kenara çekilip havuza girmemi bekliyorlar. Şöyle bir süzüyorum havuzu. Bir kaç basamak merdivenden sonra epey bir müddet sığ devam ediyor, sonra derin sular başlıyor. Amacım, sığ kısmı koşarak geçmek ve bir anda kendimi ileride derinliğinden dolayı iyice mavi gözüken yere fırlatmak.
Adamla kadın kenardan bana bakıyorlar. Geriye doğru hafif kaykılıp hızla ileriye atılıyorum. Ayaklarım suya değer değmez, gözümde gözlük olduğunu farkediyor ve koşarak geri dönüyorum. Gözlükleri çıkartıp kenara koyuyorum. Tekrar hızımı alıp havuza doğru fırlıyorum, aklıma ayakkabılarımı çıkarmadığım geliyor. Hevesim kursağımda tekrar geriye dönüyorum, işimi halledip yine atılıyorum ki, kafamdaki tokalar beni rahatsız ediyor. Onları da çıkarıp kenara koymak için yine dönüyorum. Bu sefer her şey tamam. Beni engelleyecek bir şeyin olmadığını düşünerek, içim neşeden kıpır kıpır tekrar ileriye atılıyorum. Nihayet gönlüm rahat, havuzun suyunu etrafa sıçrata sıçrata koşuyorum. Gözüm o derin maviliklerde. Aklımda daha o zamandan derin maviye daldığım anda hissedeceklerim, hedefime kilitlenmiş bir şekilde hızla koşmaya devam ediyorum. Bir anda üzerime bir ağırlık biniyor. İlerlemekte güçlük çekiyorum. Havuzun yanında duran kadın sırtıma çıkmış. Şaka yapıyor. Kahkalardan kırılıyor. Anlıyorum ki bu şakaya benim de gülmem ve eğlenmem bekleniyor. Halbuki içim kan ağlıyor. Gözüm derin maviye takılı kalmış. Düşmemişim ama, sırtımdaki ile ayaklarımı sürüyerek ilerliyorum. Dolayısıyla derin mavi ile buluşmamız hayalimde tasarladığım gibi olmayacak. Ama yine de ulaşmak istiyorum.
İçimde tarifi imkansız bir üzüntü. Havuzun kenarında duran adam, neşeyle sırtımdaki kadına talimatlar veriyor. Belli ki, hedefinden engellenmiş ben hariç herkes eğleniyor. Ben sürünerek ilerlemeye devam ediyorum. Sonunda yere düşmüşüm, ancak emekleyerek ilerleyebiliyorum. Yine de yılmadan derin maviye ulaşmaya çalışıyorum. Heyhat, havuzun suyunun boşalmaya başladığını hissediyorum. Mavilerin rengi açılıyor, su seviyesi iyice alçalıyor, ben su bitmeden bir an evvel havuzun en derin yerine varmaya çalışıyorum. Kan ter içindeyim. Serinlemek istiyorum. Ne yazık ki hedefe ulaşmaya ramak kala su bitiyor ve ben de kendimi, sırtımda o kadın, çıplak ve beyaz havuz seramiklerinin üzerinde buluyorum.
İşte o anda uyandım. İşin garip tarafı başka. Sabahtan beri de aklımdan çıkmıyor. Şimdi daha önceden ben böyle, kabus bile tabir edilebilecek, rüyalar görsem çok sinirlenir, huzursuz olur ve ters tarafımdan kalkardım. Hatta evdeki herkesi kendime düşman bellerdim. Halbuki, tam aksine, sanki o hedefe ulaşamama felaketi benim başıma gelmemiş ya da evet, benim başıma gelmiş ama ben bunu çok olumlu karşılamış. Aman canım… oldu, bitti, geçti işte ne yapalım, bu da yaşanacakmış cinsinden bir manda gönül rahatlılığı ile kabul etmiş bir takım hisler içindeyim. Vallahi kendimi tanıyamıyorum.
Reklamlar