>

Küçücük bir otel odasındayım. Nereden mi biliyorum. Biliyorum işte. Hiç bir evin, hiç bir odasında bir otel odasının kişiliksizliği, yaşanmamışlığı, steril düzeni yoktur. İç dekorasyon tasarımcıları, bu küçücük ama her şeyiyle tam olan, minyatür bebek evlerini andıran odalara henüz bu yaşanmışlığı verecek bir tarz keşfedemediler. Ne yaparlarsa yapsınlar bir yuvanın sıcaklığını otel odalarına yansıtamazlar. Belki de istenilen budur. Evinden uzak olduğunu, tek başınalığını, başkalarına muhtaçlığını unutmayasın diye.

Ne zaman ve nasıl geldiğimi hatırlamıyorum. Tek bildiğim uyandığımda buradaydım. Büyük bir boşluğun içinden sıyrılıp bu yatağa akmış gibiyim. Derin bir uykudan uyanmış gibiyim. Etrafımda dört duvar. Bembeyaz çarşaflar. Serin. Temiz. Tavana bakıyorum. Eskilerden kalma bir pervane. Altından üç adet açık lale biçimindeki cam yapraklar arasından sarkan ampul. Kim olduğumu hatırlamak da bile zorluk çekiyorum. Kadın mıyım, erkek mi? Kaç yaşındayım? Adım ne? Evli miyim? Bekar mı? Çocuklarım var mı?

Reklamlar