>Şikayetleri ve şikayet edenleri hayatımdan birer birer atmaya başladıktan sonra en büyük faydayı etrafımda dönenleri farketmeye başlayarak hissettim. Bu hafta sonu değil ama geçen hafta sonu adadan dönerken fotografta görüldüğü üzere ailecek tüm leylekleri havada gördük. Fotograf makinem çantada olduğu için panik haline bir kaç kare çekebildim. Çok sanatsal olduklarını söyleyemem ama en azından bu sene çok gezersem, ki gezeceğim kararlıyım, elimde kapı gibi kanıtı var.

Ramazan ayında pazar günü adaya pikniğe gitmek nasıl güzel bir fikirmiş anlatamam. Koskoca Heybeli Ada kendimize ait özel bir ada şeklindeydi. Vapurdan iner inmez bisikletlerimizi kiraladık ve dönüş anına kadar sakin ve neşeli bir pazar günü geçirdik. Bu arada bisiklete binmeyi epeyce unutmuşum. Nasıl unutulur demeyin. Ben zaten evlendikten ve otuzumdan sonra bisiklete binmeyi öğrendim. Sadece düz yolda gidebiliyorum. İş yokuşa gelince, fren sıkarak inip, bisikletin yanında sürüklenerek tabanvay çıkıyorum. Böyle bir günden sonra bir hafta oturamıyorum ama yine de keyfi başka oluyor.

Piknik menümüze gelince ton balıklı salata. Bende bir gün evvelden kızartma, köfte, kısır yapacak göz var mı? Pikniğe gidince siz neler yapıyorsunuz bilemem, bizim klasiğimiz haşlanmış yumurta ve domatesli, salatalıklı, yeşil soğanlı, zeytinyağlı, bol limonlu, fırından alınmış taze mis kokulu ekmeğin içine tıkılmış ton balıklı salata. Yanında bir termos filtre kahve. Ve bilumum oyunlar. İp, top ve scrabble. Scrabble’i özellikle tavsiye ederim. Hele bir de bizim gibi kelime bilginiz kıtsa, günlük kullandığınız kelimelerin sayısı 100’ü geçmiyorsa gülme krizlerini ve akabindeki karın ağrısını garanti ederim. Biz o gün türkçeye bir çok yeni sözcük kazandırdık. Dili modernleştirdik, çağa uydurduk. Ve ne kadar yaratıcı olduğumuzu gördük. Kendimize güven geldi. Bu piknikler böyle devam ederse yakında aile sözlüğü çıkartacağız.
Diğer hafta sonlarını da başka bir gönderiye bırakayım. Dün akşamın en önemli haberi büyük harfle yazıyorum: HAMSTERLAR DOĞURDU. Yine.
Bu sefer kızların hepsi birbirinin tıpa tıp aynısı olduğundan anne mi yoksa ilk yavrulardan büyüyüp gelişerek serpilmiş ve genç kız olmuşlardan birisi mi doğurdu bilmem mümkün değil. Olayı pek fazla da kurcalamadım zaten. Erkekler daha belirgin. Baba semirdikçe semirdi iyice damızlık oldu. Ancak diğer erkek yavru malesef cüce kaldı. Kızların yarısı, damızlık babanın dörtte biri kadar. Baba olacak durumda olduğunu sanmıyorum.
Bu sefer görebildiğim 3 adet yavru var. Bir tanesi baştan ölü doğmuş. Diğer ikisi şimdilik canlı. Anne ölü bebeği de dahil olmak üzere tüm yavruları oradan oraya taşıyıp, gözlerden uzak saklamaya çalışıyor. Bir an ölü yavruyu almayı düşünsem de sonradan vazgeçtim. Hazır ölmüş varsın afiyetle yiyiversin. Keyfi yerine gelir de belki öteki yavruları yemekten kurtarırız dedim. Hem zaten ben alsam ne yapacağız ki, arka bahçedeki mezarlığımıza bir de hamster bebeği ekleyip cenaze töreni mi yapalım. Eski gönderileri okumamış olanlar için arka bahçede 2 kedi yavrusu, 3 balık ve 1 kaplumbağamız var. Kiki’nin aile mezarlığı.
Reklamlar