>Okumayı niyet ettiğim kitaplar arasına birer ikişer elime geçenleri sıkıştırmakta üstüme yok. Bu kitap da, işte onlardan bir tanesi. Ama öncelikle, başka bir sitede daha, okuduğum kitaplar üzerine yazıyorum. Haberiniz olsun. İşte burada. Bu sitede her ay bir kişi moderatör olarak kitap seçiyor. Hepimiz okuyor, tartışıyoruz. Kitap seven herkesi davet ediyorum. Aylık buluşmalara gelemeyenler tartışmalara sanal ortamda katılabilirler.

Uzun süredir kişisel gelişim aklımı kurcalayan konulardan bir tanesi. Bu merak bana Fransa’daki hamilelik günlerimden yadigar. Nedenine gelince yabancı bir ülkede tek başına belki de hayatımın en büyük, hatta kesin en büyük deneyimlerinden birini yaşayacak olmanın vermiş olduğu yan tesir ile o zamanlar piyasada hamilelik ve çocuk gelişimi üzerine gelmiş geçmiş ne kadar kitap varsa toparlayıp okumuştum. Çocuğun sadece fiziksel gelişimi ve hastalıkları konusunda bilgi sahibi olmanın yanısıra ruhsal gelişimi ve eğitimine de fransızların bir kısmı çok önem veriyor. Tabii ben de.
Daha sonraki zamanlarda ise bu öğretilerin aslında, kişilerin huzurlu ve kendiyle barışık, her alanda başarılı, kendine güvenli yetişkinler olabilmesi için de geçerli aynı yaşam prensiplerine dayandığını farkettim. Öğretilerin çocuklar ya da yetişkinlere ya da hatta kurumsal yaşamdakilere ve yöneticilere ya da eğitimcilere yönelik olması hiç fark etmiyordu. Özdeki prensipler hep aynıydı. Bu şekilde benim de kişisel gelişim yolculuğum başlamış oldu. Kişisel gelişimdeki en büyük adımlardan bir tanesi farkında olmaya başlamak. İkincisi ise değişime açık ve kararlı olmak.
Aykut Oğut’un kitabı kişisel gelişim konusunda temel prensipler itibariyle herhangi bir şekilde yenilik getiren bir kitap değil. Ancak hakkını vermek gerekir ki, bugüne kadar okuduklarım arasındaki en eğlenceli, bizim kültürümüze neredeyse bire bir uygun, örnekleri bol, hatta Cem Yılmaz tarzında, okurken kahkahadan kırıldım, en akıcı ve en vurucu olanlarından bir tanesi. Yazarın kendi kişisel deneyimlerinden yola çıkarak genel öğretilere ulaşma yolunu seçen bu kitap aynı zamanda da pedagojik bir tarzda yazılmış. Şöyleki bazı kişisel gelişim kitaplarını okuyunca ya ben neymişim, neler yapıyormuşum şeklinde pişmanlık ve üzüntü hislerine kapılmak ya da hemen savunmaya geçmek ya da belirtilen davranışları ve düşünce sistemini kendinde görmeyip en yakınında duran başkalarına, ki bu da genelde eş ve çocuklar olur, saldırmak gibi kitabın amacı dışında sapmalara kaymak mümkün olabilir. Halbuki bu kitap çok nötr ve yargısız yazılmış. Dolayısıyla okuyucuyu kolaylıkla içine çekiyor, kucağına yerleşiyor.
Kitap hakkında daha ne söyleyebilirim. Aykut Oğut kendi deyişiyle dibe vurmuş ama sonradan su yüzeyine çıkabilmeyi başarmış birisi. Hem de çok esprili. İçimizdeki gerçek bizi bulmaya yardımcı olacağına inandığım bir kitap. Çünkü teorilerden çok, elle tutulur, somut örnek durumlar oldukça yoğun. Gerçek biz arayışı da mutlu ve başarılı olmak isteyen her insanın öncelikle yapması gerektiğine inandığım bir aşama. Aşk (İlişkiler), Para, Kariyer, Kendine Güvensizlik ve Mutluluk konuları özel olarak işlenmiş.
Kıssadan hisse; eskilerin söylediğine göre “ne ekersen onu biçersin.” Gözlerimizi açalım, bit pazarına nur yağıyor. Abartmadan. Ayrımı iyi yapmak lazım.
Reklamlar