>Bağdat Caddesinde Caddebostan ile Göztepe arasında Kadıköy’e doğru inerken Mado dondurmacısını epey bir geçtikten sonra solda bir apartmanın zemin katında köşeye yerleşmiş, kaldırımdan yan otopark girişine benzer bir yerden bir kaç basamakla inilen bir kitabevi vardır. Benim bildiğim 12 senedir o köşede hayatını sürdürmeye devam ediyor. Hayatını sürdürmeye devam ediyor dediysem büyük zincir mağazalar trendine uymuş bilinen ve çok şubeli, hatta kendi yayınevlerine sahip rekabet gücü yüksek kitapçıların yanında böylesine kişisel bir girişimle bugüne kadar gelebilmiş olmak için mutlaka bir sebebi vardır diye düşünmekten kendimi alamıyorum.

Dükkanın dışardan başlayan ve içeriye girince sizi saran sıcaklığı, sahibi bayanın samimiyeti, kitapların dizilişinden, içerinin renklerinden gelen nostaljik havası, alelade bir şekilde bir masanın üzerindeki serpiştirilmiş dergi ve üstüste konmuş bir kaç kitap, ölçülü dağınıklığın verdiği yaşam belirtisi içeriye adımını atmış olanlarda unutulmaz bir etki yaratıyor. Bundan böyle çoğu şeyin maddiyatla ölçüldüğü, her şeyin mekanikleştiği, mağazalardaki uzman danışmanların robotsu soğukluğu, bilgilerin yüzeyselliğinin kanıksandığı bir ortamda böylesine bir mekana belki de tesadüfen düşmek ufak çapta bir şaşkınlık yaratıyor. Acaba diyorum, Alice’in harikalar diyarını sadece düşlerde aramakla yanılıyor muyuz?
Bu kitapçının diğer bir özelliği de best seller kitapların satışından çok, haklarında çok fazla reklam kampanyası yapılmamış, mütevazi, mütevazi olduğu kadar da, önemli ve başka yerlerde seyrek bulunur alternatif kitapların bulunabilmesi. Sonra, farklı, geniş bir dağıtım ağından yararlanamayan dergilerin bulunabilmesi. Ayrıca aradığınız her türden kitabın bir kaç gün içinde getirtilme imkanı. Kitabevi sahibi bayanın içten yaklaşımı. Bir de aldığınız her 10 kitapta bir hediye kitap hakkına sahip olmak. Kulağa hoş gelmiyor mu?
Dün kendi kendime bir karar aldım. Yukarıda saydığım özellikler benim için önemli. Değer verdiğim şeyler. Ayrıca bazı mesleklerin, işlerin büyük sermayelerce küçük girişimlerin zararına monopolleşmesine de çok üzülüyorum. Dün bu kitabevine girerken şunu anladım. Gergedan Kitabevi bir müddettir varlığını sürdürüyor. Dolayısıyla içim rahat. Benim için bir güvence. Büyük zincir kitabevinde bulamadıklarımı gönül rahatlığıyla gelip sorabiliyorum. Ama nereye kadar. Bu değerleri korumak isteyen ben bile öncelikle gidip büyük kitabevlerinden satın alırsam, bir gün gelecek Gergedan Kitabevi’nin yerinde bir dönerci ya da bir cafe ile karşılaşacağım. İşte o zaman ne kadar üzülsem de, pişmanlık duysam da bazı şeyleri geri alamamanın imkansızlığıyla kendimi teselli edip, evet çağın gerekliliklerine karşı konmuyor diyeceğim. İnsan tek başına bir şey yapamıyor. Halbuki konulabilir olduğuna inancım büyük. Dolayısıyla dün bir kitap aldıktan sonra başka bir kitabı daha ısmarladım. Ve bundan sonra, evimin yakınında olan ve gün gelip yok olduğunda bir yakınımı kaybetmiş gibi üzüleceğim bu dükkana, henüz hayattayken yüz yüze kalmış olduğu bu korkunç rekabet ortamında destek vermeye karar verdim. Kitap alışverişim Gergedan Kitabevi’nden…
Reklamlar