>Dün Tarabya’daydım. Boğaz kıyılarında gezinmeyi seviyorum. Kiki’nin okulunda yönetim komite toplantısı vardı. Erken gitmişim. Sahile doğru biraz uzanayım dedim. Çocukluğum ve gençliğimin o eski, neşeli, canlı Tarabya sahilini bir hüzün basmış. Koyda demirli tekneler yine yerli yerinde. Ama o sahili sahil yapan unutulmaz Tarabya Oteli senelerden beri inşaat halinde. Son zamanlarda biraz hareketlenme olduysa da çabuk tarafından bitecek gibi durmuyor.

Orhan Pamuk’un da en son romanı Masumiyet Müzesinde bahsettiği balık lokantaları azalmaya yüz tutmuş.
Geçen senelerde önünde yüreğimin ağzına geldiği bir tanesi yanda görüldüğü gibi kebapçıya dönüşmüş. Anlatayım. Bir gün yine, bu sefer ailecek, Tarabya sahilinde yürüyüşe çıkmışız. Oteli döner dönmez şimdiki kebapçı, o zamanlar balık lokantası olan mekandan eli silahla bir adam koşarak çıktı. Ardından da başka silahlı bir tanesi onu takiben dışarı fırladı. Bir müddet sağına soluna baktıktan sonra neyseki ondan önce çıkan adamın bizim bulunduğumuz tarafın tam tersi yöne gittiğini görerek arkasından takibe başladı. Aniden silahlar patladı. İki kişi arasındaki çatışma, biz panik halinde ne yapacağımızı kestiremez şekilde donmuş seyrederken “stop” sesiyle bitti. Meğersem karşı kaldırımda kameralar varmış ve film çekiliyormuş. Bizim için tam bir eşek şakasıydı…
Tarabya’dan bahsederken hatırladım. Bir zamanlar meşhur Palet Restoranlar vardı. O kadar ünlüydüler ki, bütün İstanbul oraya akardı. Akşamları canlı müzik olur, rakı meze ve balık eşliğinde şarkılar dinlenirdi. Bülent Ersoy’un bile sahne aldığını hatırlar gibi oluyorum. Bir ara bu Palet’ler o kadar revaçtaydı ki, Palet 1, Palet 2 şeklinde 4’e 5’e kadar giderlerdi.

Dün dikkat ettim de en sonuncusuna Kiralık afişini asıvermişler. Bu arada Tarabya Tarihi ile ilgili bir de güzel site buldum. Orada çekilen filmlerden bölümler, resimler var. Öğrenmek isteyenler için İşte burada. Tarabya Tarihi. Sanırım Palet 3 hala ayakta kalmaya devam ediyor.

Tarabya’da okul toplantısını beklerken vakit böylece çabucak geçiverdi. Okul bahçesinde yine dünkü mantarlardan gördüm. Hafta sonu yapabilirsek Belgrad Ormanı’na gitmek gerek. En güzel mantarlar şimdi oradadır.

Okula yeni müdür gelmiş. En büyük değişikliklerden biri de kayıp ve unutulan eşyalar için bir portmanto almış. Eskiden nasıldı derseniz. Büyük bir karton kutunun içine itiş kakış doldurulurdu. Sene sonuna kadar alınmayanlar, kapanış öncesi festival için okula gelen veliler tarafından pazarda mal seçermişcesine karıştırılır ve aileye ait olanlar geri alınırdı. Okulda unutulan ve peşi kovalanmayan giysi sayısı inanılacak gibi değil. Okul açılalı ne kadar oldu ki, şimdiden fotografta görülen unutulmuşların sayısına bir bakın. Her sene sonu bir ordu çocuğu giydirecek kadar giysi kalır. Okul idaresi bunları ne yapıyor bilmiyorum. Büyük ihtimal kardeş okullara yolluyorlardır. Geçen sene sonu ben de o karton kutuyu karıştırmıştım. Neyse ki Kiki artık pek fazla eşya kaybetmiyor. Bize ait hiç bir şey yoktu. Ancak o kadar çok sayıda kaliteli ve pahalı giysi vardı ki anlatamam. En çok da koskoca kabanların, deri ceketlerin unutulmuş olduğunu görerek ağzım kalmıştı. Kara kışta bir çocuğun kabanını ya da paltosunu ya da deri cekedini kaybetmiş ve sonradan da, ne kendisinin ne de ailesinin hiç aramamış olması bana garip gelmişti. Neyse her koyun kendi bacağından.
Ben de eskiden orta okul, lise zamanları yere bozuk para düşürdüğümde geri dönüp almazdım. Eğilmeye üşendiğimden. Yanımda tutumlu bir arkadaşım varsa hemen eğilir alır ve bana verirdi. Ama yoksa bozukluklar orada öylece kalırdı. Çok zengin bir çocukluk geçirdim zannedilmesin. Bilakis, bütün seneyi iki kat giysi ve ayakkabı ile geçirirdim. O zamanlar bize sadece bayram ve doğum günlerinde bir şeyler alınırdı. Ancak çok fazla beklentilerim ve arzularım yoktu. Zaten bugünkü kadar alınacak bir şeyler de yoktu etrafta. O bozuk parayı karnını doyurmaya ihtiyacı olan birinin bulup alacağını ve sevineceğini düşünerek üşengeçliğime ulvi bahaneler yaratırdım. Bu huyumdan çoluk çocuk sahibi olup da kazandığım para kıt kanaat geçindirmeye başlayınca vazgeçtim.
Reklamlar