>Cuma akşamı kız kardeşimle telefonda konuşuyoruz. Epeydir ADSL bağlantısını sağlayan Airties marka modemi bozulmuştu. En yakındaki satıcılara danışmış ve tamir olamayacağını, yerine yenisinin alınması gerektiğini öğrenmişti. Yenisiyse şimdi hiç yoktan 160 ytl civarında. Anlaşılan aklına yatmamış. İnternetten Arties firmasının genel merkezini bulmuş. Yetkililerle konuşmuş. Gelin yarım saatte yapalım demişler. O da kalkmış gitmiş ve yaptırmış. Üstelik de garanti kapsamında olduğu için (3 sene) hiç bir ücret ödememiş.

Aynı hikaye geçen baharda başka bir kız arkadaşımın başına geldiydi. Hatta, bu adsl modem satan dükkanlardan birine gittiğinde ben de yanındaydım. Elimizdeki modemi açtılar, içine baktılar ve tamir olmaz deyip yenisini satmak istediler. Kız arkadaşım bir kaç hafta daha soruşturduktan sonra yeni bir modem aldı. Ama ne onun aklına, ne de benimkine firmanın genel merkezini aramak gelmedi. Belki de onun modemi de tamir edilebilirdi, kim bilir?
Bu olay bana bir fikir verdi. Geçen bahardan bu yana ekranı çalışmayan bir laptop’um var. Duymayan kalmadı sanırım. Ben de şu hatayı yapmıştım. En iyi bildiğim, uzun zamandır tanıdığım, arkadaşlarımın tavsiyesi tamircilerle bir aydan fazla bir süre uğraşmış durmuştum. Ve hepsinin de bana söylediği yenisinin alınması gerektiğiydi. Değmezmiş. O da ayrı bir konu ya… Bırak da buna ben karar vereyim. Belki çok mühim duygusal bağlar var aramızda. Sana ne? İşin doğrusu ben de bir türlü kıyamıyordum bu elimdekine. Ayrıca, yine aynı özelliklerde (benimkisinin ekranı büyük, film seyrederken çok süper oluyor) hatta daha gelişmişini almak çok pahalı geliyordu. Bir de gereksiz masraf. Çünkü benim bilgisayarda tek yaptığım yazı yazmak, fotograflarımı düzenlemek, mesajlarımı kontrol etmek ve internette gezinmek.
Parantez içinde belirteyim, yeni laptop için araştırmalarımı en sonunda bitirdim. Evin satın alma müdürü benim de… Çok yakında mini ekranlardan alıyorum. O kadar hafifler ki, at çantaya taşı. Kitap gibiler. Lenovo markayı da çok beğendim. Adını sanını duymadığımdan tereddütteydim. Sonra bu işlerden anladığını bildiğim ve güvendiğim birisinin elinde görüp de olumlu feedback’lerini alınca kararımı iyice kesinleştirdim. Bir de Lenovo’nu arkasında IBM varmış. Doğru ya da yalan. IBM benim ilk göz ağrımdır ve kendisinden çok memnundum.
Neyse, kız kardeşimle telefonda konuşmak benim şu meşhur eski laptop’umun gerçek servisini arama fikrini verdi. Internetten buldum firmayı. Sorunu anlattım. Getirin yapalım dediler. En fazla 250 ytl olur dediler. 2 gün teşhis için kalır. Tamiri için onay vermenizden sonraysa 3-4 içinde teslim ederiz. İşte bu bir umut ışığı olmasın da, ne olsun? Tüm işaretler ortada. Önce yenisini ne alacağıma karar veriyorum. Sonra eskisini de tamir ettirebilme olanağı çıkıyor. Hayat mükemmel. Birazdan Mecidiyeköy’e doğru yola çıkacağım. Öylesine keyifliyim. Dönüşte de bir arkadaşımla Bienal’e gideceğiz. En nihayetinde…
Bu şehirde o kadar fazla etkinlik oluyor ki artık, yetişmek mümkün değil. Bienal’den fotograf çekebileceğimi hiç zannetmiyorum. Kiki fotograf makineme el koydu. Zaten farkedilmiştir. Yeniler yerine anlamsız eski karelerle idare etmeye çalışıyorum. Neyse doğum günü yaklaşıyor. Belki de kendisine bir makine alıp benimkisini kurtarırım. Ben kaçıyorum.
Reklamlar