> İki elim kanda olsa kaçırmayacağım fuarlardan bir tanesidir. İlk yıllarından bu yana takip ederim. Hevesle kasım ayının gelmesini beklerim. Kokusu taze ekmek gibi burnumda tüter. Ne imza günleri geçirdim oralarda. Sonra uzun seneler gidemediğim oldu. Son yıllardaysa sektirmeden gidiyorum.

Ancak şöyle bir olay var. Benim oturduğum yere oldukça uzak. Servise binmektense arabayla gitmeyi tercih ediyorum. Üç, beş kitabın biraraya gelinceki ağırlıklarını da unutmamak lazım.

Dün sabah da yine her zamanki gibi yola çıktım . TEM’den gidiyorum. Yarısına gelmiştim ki, hangi çıkış olduğunu yine şaşırdım. Erken çıktım. Sonra yine otobana döndüm. Hadımköy’ün taaa derinlerine köy çeşmesinin etrafında kadar inip bir U dönüşü yaptım. Sonra Büyük çekmece yoluna geri çıktım. Sizin anlayacağınız kayboldum. Hedeflediğim saatten 1 saat geç vardım.

Kitap fuarı ile sanat fuarı bir arada olur. Ben 7. kapıdan girerim hep. Yani doğrudan sanat fuarının içine dalarım. Yukarıdaki fotografta hemen önüme çıkan Çekirdek Galerisi’nden. Boya+kolaj karışık bir çalışma. Güzellerini çok severim. Her sene aklım kalır şu sanat fuarında. Bir türlü içime sine sine gezemem. Durum şu: bir heves kitaplara ulaşma derdinde olduğumdan sağıma soluma kaçak bakışlar atarak doğru kitap fuarının olduğu 1-2-3-4-5 salonlarına yönlenirim. İçimden şu geçer. Çıkışta aldıklarımı arabaya bırakıp geri döner ve sanat yapıtlarına elimi kolumu sallaya sallaya bakarım. Ancak akşama doğru pestilim çıkmış olduğundan araba koltuğu gözümde tüter. Şöyle bir oturayım deyince bir daha kalkamam. Bu sene durumun farklı olması için sebep var mı. YOOOOK.

Fuar çok karlı geçti. Bu sene liste yapıp gittim. Ancak şunu gördüm ki, liste yaptığım belli başlı kitabevlerinde YKY, İŞ, İletişim, Metis, Oğlak, Can vs… indirimler pek fazla değil. Tüm sene boyunca internetten sipariş verildiğinde ya da yerinden alındığında zaten %20 yapıyorlar. Fuar özel indirimiyse sadece %25’ti. Dolayısıyla listemdeki bir tek kitabı bile almadım. Ama kitapçı raflarında görülmeyen ve fuarda 1-2 ya da en fazla 3 ytl’ye satılan ya da %50-60’lara varan indirimlerle çok daha başkalarını aldım. Böylece ufak bütçemi tasarladıklarımın 4 katı kitap alarak en etkili bir biçimde değerlendirdim. Dolayısıyla şu an karlı bir iş yapmanın mutluluğunu taşıyorum.

Neler aldım? Neler almadım ki?
Boğaziçi Üniversitesi Yayınları % 40 indirim yapıyor, sevenlerine duyurulur.
Bana sürpriz olanlar: Margaret Atwood’un Penelopia’sı, Perihan Mağden’in Best of ve diğer yazıları. Bayılırım kendisine. Radikal’de yazmayı bıraktığından beri içim kan ağlıyor. 3 kitap tanesi 2 lira. Sonra Brecht’in lise yıllarından başlayan 2 kalın ciltte toplanmış günlükleri, Rilke’nin tüm öyküleri. Fowles’in günlük tarzı deneme-anı yazıları. Aralarında Murat Gülsoy, Enis Batur ve Ayfer Tunç’un da yer aldığı Kaptan, Gemide Kaçak Yolcu Var başlıklı ve gazetelerde yer alan bir haberden yola çıkarak 7 yazarın öykülerini toplayan bir proje kitap. İmge Öykü’nün eski sayıları. Tanesi 1 ytl. vs…

Beni şok eden görüntülere gelince: birincisi bir çok kişinin maskelerle gezmesi oldu. Hatta okul gruplarından belli ki çok paralı özel bir okuldan gelmiş öğrencilerin maskeli grubu ve yanlarında kıpır kıpır dolaşan devlet okullarından gelen çocukların maskesiz pervasızlığı ilgimi çekti. Bu maskelilere bakınca önce kendimi mikrop gibi hissettim. Sonra aklıma bir de tersten düşünce geldi. Kendi kendime dedim ki, bunlar aslında gribe yakalanmış ya da kendilerinde bir kırıklık hisseden ve ama aynı zamanda da fuarı kaçırmak istemeyen kişliler. Gelmişler ve çok bilinçli oldukları, kimseye bulaştırmak istemedikleri için, sıkıntılı da olsa maske takarak geziyorlar. Yani her şey aslında biz maskesizlerin iyiliği için. Anında kendime güvenim yerine geldi. Gezime devam ettim.

İkinci durum ise şu, ki seneye ben de aynısını yapacağım, bazıları tekerlekli valizlerle gelmişler. Aldıklarını valize yerleştirip, arkalarından tıkır tıkır çekerek gönül rahatlığı ve hafifliğiyle geziniyorlar.

Fuarı bu şekilde tamamlayarak akşama yaratıcı yazarlık kursuma zor yetiştim. TEM olmasına rağmen inanılmaz trafik vardı. Saat 23’e doğru eve döndüğümdeyse perişan ama mutluydum. Bugün Bienal’e gidiyorum. Bu sefer kesin. Yarın Tüyap’a tekrar döneceğim. Beğendiğim seminerleri izlemek için. İlgilenenler olursa diye kendi seçkimi aşağıda paylaşıyorum. Sanırım artık önümüzdeki hafta hiç bir yere çıkmam. Bu hafta neredeyse bir aylık etkinlik yaptım.

7 kasım Cumartesi

Saat:13.30-14.30
Kitap-Söyleşi
Konuşmacılar: Sema Kaygusuz, Cem Erciyes
Düzenleyen: Doğan Kitap

Saat:14.45-15.45
Söyleşi:”UBOR METENGA BULUŞMALARI-Öykü Çözümlemesi”
Konuşmacılar: Yekta Kopan, Murat Gülsoy, Ayfer Tunç
Düzenleyen: Can Sanat Yayınları

Saat:15.45-16.45
Söyleşi: “En Çok Satan Roman Yazarlığı ile Hollywood Filmleri Senaryo Yazarlığı: Nasıl Bağdaşıyorlar?”
Konuşmacı: Richard Price
Düzenleyen: Info USA

Saat:18.45-19.45
Kitap Okuma-Söyleşi: “602. Gece”
Konuşmacılar: Nalan Barbarosoğlu, Murat Gülsoy
Düzenleyen: Kör Fotoğrafçılar Projesi

Reklamlar