>Yaşımı pek göstermediğim söylenir. Hele uzun seneler görüşmediğim arkadaşlarım arasında sık sık, tabii biraz da abartarak hiç değişmemişsin, genç kalmanın sırrı nedir bize de anlat diyenler olur. Bunların yanında bir de otuz yaşı geçtiğim günden bu yana sokakta yürürken zaman zaman teyze lafını işitirim. Teyze gel otur, teyze yardım edelim mi? Bu sözcüğü işittiğim ilk seferinde uzun müddet kendime gelemedim. Bırakın dış görünüşümün nasıl olduğunu, içimden on beş yaştan fazla hissetmediğim zamanlardı. Geçen zamanın akış hızı şok etkisi yapmış haftalarca donup kalmıştım.

Bir müddet sonra etrafımda yine abla sözcüğü egemen oldu. O zaman keyfim yerine geldi. Hatta işi, bana teyze diyenlerin densizliğine, bakar körlüğüne vurdum. Bir taraftan akan zamanın bir daha geri gelmeyeceği gerçeği için için kendine yer etmeye başlasa da, diğer taraftan yine onbeşimdeymişim gibi kaygısızca yaşamaya devam ettim.

Aradan geçen onca zaman ve birikim sonucunda bugün belirli bir yaş hissetmiyorum. Hatta doğum günlerimi bile hatırlayamaz oldum. Kaç yaşındasın diye sorduklarında, neyseki doğum tarihimi hala hatırlıyorum, hesaplayıp söylemem biraz vakit alıyor. Eh sonucunda da komik bir durum ortaya çıkmış oluyor. Etrafımdakilerin farklı yaklaşımları var. Kimisi bir bayana yaş sorulmaz diyor, kimisi yaşlanınca hatırlanmıyor değil mi şeklinde takılıyor, kimisi benim yerime doğrudan otuz cevabını veriyor. Açıkcası, gerçekten belirli bir yaş hissetmiyorum. Ne eskisi gibi onbeşindeyim, ne kendi dünyasal yaşımdayım, ne de tüm dünyanın yükünü sırtımda taşırmış gibi daha yaşlıyım.

Geçen haftalarda uzun süredir duymadığım teyze sözcüğünün yeniden gündeme gelmesiyle ilk seferindeki gibi olmasa da farklı bir şekilde şaşırdım. Kiki sayesinde bizim aile çevresinde herkes birbirini yalın ismiyle çağırır. Anne, baba, teyze, abla, amca, dayı, enişte kavramları kullanılmasa da kulaklarım kendi ismim dışında önce “hanım” ekine sonra da “abla” ekine alışkın. Ama teyze bir garibime gidiyor işte.

Bu konuya bir hayli kafamı yorduktan sonra, yani neden bazı zamanlar abla ve bazı zamanlar teyze ekini işittiğim üzerine beyin fırtınası yaptıktan ve etrafı gözlemledikten sonra şu kanıya vardım. Abla ve Teyze ayrımı her ne kadar yaş kriterine bağlı gibi gözükse de toplum içerisinde teyzeler şişko, ablalar zayıf şeklinde daha pratik, daha görsel bir yaklaşımı var. Yaklaşık yirmi beşten sonra yaşı ne olursa olsun bir kadın belirli bir kilonun üzerindeyse teyze ama fit ise abla.

Dolayısıyla geçen hafta teyze sözcüğü ile benim için makul ağırlık sınırında tehlike çanlarının çalmaya başlamış olduğunu gayet net bir şekilde farkettim. Otuz yaş civarında da öyle bir dönem geçirmiştim. İlk teyze sözcüğünün benim gözümde daha inanılır bir açıklaması. Ve daha sonra yine eski fit halime dönünce ablalığa yükselmişim.

Şimdilik yeme kapasitemde pek bir değişiklik yapmadım. Sabah yürüyüşlerini kesmem ve bilgisayar başında oturmaya başlamamın kilo artışına daha büyük etken olduğunu düşündüğümden ilk düzeltme harekatını bu yönde yapmayı kararlaştırdım. Gerisi kendiliğinden gelsin. Teyze sözcüğünü bir süre daha duymak istemiyorum.

Reklamlar