>Önce kimselere haber vermeden gideyim dedim. Sürpriz yaparım. Sonraları dayanamadım havaalanından bildiririm dedim. Hafta başında yok yok yine de gidiş tarihinden bir kaç gün evvel ilan ederime karar verdim. Şimdiyse vizemi de aldım artık her şey kesinleşti modunda daha fazla saklayamayacağım. 19 aralık cumartesi günü uçuyor olacağım. İstanbul, 2010’un ilk günlerine kadar bensiz idare edebilirsin değil mi?

Bu bir arkadaş ziyareti. Davet. Turistik amaçlı olanından çok daha farklı anlamları var. Çift katlı heyecan. Manevi heyecanı bir kenara bırakalım, turistik açıdan Noel zamanı kuzey yarım kürenin de kuzeyinde bulunan bir ülkeye gitmek fikri pek hoş. Bir kere kendimi, her ne kadar Mösyö Aziz Nikola bizim topraklarımızda doğmuş olsa da bugün itibariyle onun Finlandiya’da oturuyor olduğuna inancım yüksek, sevgili Noel babaya daha yakın hissedeceğim. Bunun avantajları oldukça yüksek. Kendisine de mektubumda bildireceğim. Listemi şimdiden hazırlıyorum.

Diğer bir heyecanım Hans Andersen’in ülkesine gidiyor olmam. Andersen masallarıyla büyümüş bir kişi olarak, Deniz Kızı’nın, Kibritçi Kız’ın ve Bezelye tanesinden rahatsız olan Prenses’in memleketine ayak basıyor olmak şu anda hayal edemeyeceğim kadar gerçek olacak. Yine buna benzer başka nostaljik bir durum da televizyonun ilk günlerinde yayınlanan çizgi film Vikingler’in sevimli kahramanı Viki’nin Danimarkası bu. Yupiii, en sonunda Vikingler’le arkadaş olmaya, macera yaşamaya gidiyorum.

Lego’larından ve en bayıldığım kahve pres markası Bodum’dan yakinen tanıdığım ve takdir ettiğim Danimarka’nın gerçekte nasıl bir ülke olduğunu bilmediğim ise yüz karası. Geçen hafta sonu Remzi’den Danimarka üzerine bol fotograflı ve resimli bir gezi rehberi almıştım. DK’nın eyewitness travel serisinden. Kız kardeşim sadece yazıdan ibabet Lonely Planet’i tercih eder ama ben bildiğiniz gibi görselliğe ve ambalaja hayranım.

Gezi rehberinin ilk sayfalarında yer alan Danimarka haritasında bu ülkenin bir kaç adadan oluştuğunu görmek bende şok etkisi yarattı. Coğrafya konusunda bu kadar mı cahil olabilir bir kişi. Bakınız Örnekte Şekil 1-A, işte ben. Bu ülkeyi, İsveç, Norveç misali tek parça zannediyordum. Halen okumakta olduğum Emile, Jean Jacques Rousseau’dan eğitim üzerine düşünceler kitabında yazarın belirttiği gibi bir çocuğa dünya küresi alarak coğrafyayı öğretemezsiniz her şeyi deneyimleyerek öğrenmesi gerekir. Dolayısıyla, başta coğrafya hocalarım olmak üzere, beni Danimarka’ya götürmeyenler utansın. Lise yıllarında ülkeler tarihi ve coğrafyasını okurken ufak çaplı bir dünya gezisi de yapılsa fena mı olur sanki. İleride Milli Eğitim Bakanı olursam bu konuda çalışmalarım olacak emin olun.

Danimarka’da gezilip görülecek bir sürü yer varmış. Andy Warhol’un Marilyn Monroe serisinden bir parçanın da olduğu Modern Danimarka Sanatı’nın yer aldığı Louisiana Musuem ilgimi çeken mekanlardan biri. Daha nasıl anlatayım heyecanlıyım, heyecanlı. Günlük yazılarımı oradan da göndermeyi düşünüyorum. Umarım gerçekleştirebilirim. Şimdi gitmeden önce yarım kalan işleri bitirmeli. Bedenim burada, aklım orada. İstanbul seni özleyeceğim. Sen benim yokluğumu farketmeyeceksin bile biliyorum. Hayat akıp gidecek…
Reklamlar