> İlle De Roman Olsun Kitap Kulübü üyesi olarak geçen ayın moderatörü Eddie’nin seçtiği kitabı okuduk. Pazartesi akşamı Şaşkınbakkal Cafe Nero’da buluştuk ve tartıştık. Sonra da kulübün sitesine yazılarımız yazdık. Aynı yazının kendi blogumda da görünmesini istediğimden, toplu bir arşiv oluşturma endişesi içinde, niyeyse, burada da yayınlamak istedim. Her iki blogu da takip edenler açısından biraz ikinci baskı olacak. Diğer blogu takip etmeyenler ve Alper Canıgüz’ün bu kitabı hakkında farklı bakış açıları almak isteyenler ya da buluşup tartıştığımız akşam nasıl eğlendiğimizi okumak isteyenler buyrun sizi şu adrese alayım: İlle De Roman Olsun.

Bu arada hazır siteye girmişken, sağ üst tarafta bir anketimiz var. Aylık kitapların yanısıra bir de 3 ay süresince okumak üzere BABA KLASİKLER listesi oluşturmaya karar verdik. İlk kitabı seçmekte zorluk çektik:)) Ve bir anket açtık. Şimdi sizden ricam bu anketi “DURGUN AKARDI DON” şeklinde işaretliyorsunuz. Her bir durgun akardı don seçeneği için kışın şu soğuk günlerinde el yapımı bir yün eldivenin 1 parmağını vermeyi vaad ediyorum. Diğer anketlerimizi de cevapladığınızda ki hangi seçeneğin işaretlenecek olduğu bilahere bildirilecektir, 12 ayın sonunda yani seneye kış aylarında ellerinizi soğuktan koruyacak çok cici bir çift eldiveniniz olabilir. Eeee, şimdi taksit zamanı. Kriz belimizi büktü. Haydin sandık başına:) Unutmayın Durgun Akardı Don.

Şimdi alkışlarınızla karşınızda Alper Canıgüz’den Gizli Ajans.

Bu kitap hakkında yazmayı çok istiyorum, ne yazacağımı, nerden başlayacağımı ise pek bilmiyorum.

1) Okurken çok eğlendim, çok güldüm. Gerek olaylara bakış açısı, gerek anlatım tarzı, espri anlayışı, dilin sadeliği, hepsi tam bana göre.

2) Okurken aynı anda film seyreder gibiydim. Karakterlerin hepsi birer birer gözümün önünden geçti. Hepsi o kadar mükemmel betimlenmiş ki, Beyoğlu’nda dolaşırken Musa’yı, Sanem’i, Şaban’ı, Müberra Abla’yı hatta Şeytan’ı görsem anında tanırım. Bu kitabın filmini yapmak isteseler ki bence mükemmel olur, kimse alınmasın ama senaryo yazarına ve yönetmene pek bir iş düşeceğini sanmam.

3) Okurken Canıgüz’ün basılmış diğer kitaplarını da biran evvel alıp bir odaya kapanmak ve hemen bitirmek geldi içimden. Coca Cola gibi. Bir kere tadını aldın mı bir daha bırakamayacağın cinsten.

4) Günlük yaşamın sıradanlığı ve aynı zamanda da sıra dışılığı tüm saçma sapanlığı ve absürtlüğüyle gözler önünde. Çağdaş, güncel, biraz da uçuk. Karakterlerin hayat denen keşmekeşe karşı verdiği tepkiler öylesine canlı, inandırıcı.

5) Kurgunun orta yerlerinde sinik bir ironiyle verilen mesajlar yerinde gözlemlerden çıkmış, beni düşünmeye sevk etti.

6) Ne ararsanız var. AŞK, MACERA, İHTİRAS, İNTİKAM, KOMPLO. Yanında da edebiyat ve sanat. Her satırda heyecan doruklarda. Taa ki kitabın son sayfasına kadar.

7) Bu kitap içinde nostaljik öğeler de bulunduran modern ve kozmopolit bir şehir efsanesi. Bu şehir İstanbul. Okuduktan sonra bana hak vereceksiniz, böyle bir macera, böyle insanlar bu şehir dışında başka hiç bir yerde var olamaz.

Güzel insan. MUSA.

Aslında bugün tembellik günüm yazmak istemiyordum. Hehehe.

Reklamlar