> İyi yazılmış bir senaryo kötü yönetmenin elinde ne hale gelir, kötü bir senaryoya iyi yönetmenin eli değerse ne olur yoksa her şey senaryonun temel alındığı kitabın yazarına mı bağlıdır. Ezelden beri tarışılan konular. Kim haklı kim haksız karar vermesi zor.

Geçen gün Kiki’yle Twilight Saga’nın ikinci filmine gittik. Birinci filmi oldukça hoşlanarak seyretmiştim. Üstelik de DVD’den seyrettiğim halde. Ne yarısında uyumuş ne de yerimden kalkıp başka şeylerle uğraşmıştım. Benim beğeni kriterim artık bu. Bir filmi evdeki küçücük televizyon ortamında sonuna kadar seyredebiliyorsam eğer, o film benim için gerçekten güzel demektir.

Dolayısıyla efsanenin ikinci filmi New Moon’u da bir heyecan sinemada seyretmek istedim. Malesef, yer yer içime fenalıklar bastı. Ben ki durgun avrupa filmlerine sesimi çıkarmam, buna dayanamadım. Bir yandan da serinin bütün kitaplarını üçer beşer kere okuyarak ezbere bilen Kiki kulağıma fısıldıyor. “Bak bu sahne böyle değil. Bella neden öyle dedi biliyor musun? Çünkü aslında şöyle şöyle olmuştu.” gibisinden film bitene kadar hiç susmadı. Bazı yerlerini de çok komik bulduğunu (negatif anlamda) söyledi. Ben şahsen kitapları çok istememe rağmen bir türlü fırsat bulup okuyamadım. Yalnız Kiki’nin zevkine güveniyorum.

Buna benzer bir olayı Harry Potter’larla yaşadık. Ailecek filmlerine ve kitaplarına bayılıyoruz. Gerçi kitaplar çok daha güzel ancak filmlerin de başka türlü bir heyecanı var. Gel gelelim son Harry Potter filminde içler acısı bir şekilde daraldım. Halbuki biliyorum öyküsü güzel ve enteresan. Sinemadan çıktığımızda pek bir anlam veremedim.

Bayram öncesi Kiki okul gezisiyle yurt dışına gitmişti ya, işte bu en son çıkan Harry Potter’ın DVD’sini de almış gelmiş. Seride eksik kalmasın diyerekten. İçim biraz cız ettiyse de yorum yapmadım.

Dün akşam bir arkadaşımla msn’de yazışırken Twilight konu oldu. Aniden aklıma dank etti. Tabii ya dedim bu filmlerin çevriliş tarzları farklı. Hemen internetten araştırma yaptım. Oyuncular aynı olsa bile, her iki filminde yönetmeni ve senaryo yazarları farklı. Hemen sonra koştum DVD dolabındaki Harry Potter’ları döktüm yere. Herbirinin oyuncuları aynı, ama senaryo yazarları ve yönetmenleri farklı. İşte her şey bir anda açıklığa kavuştu. Yerli yerine oturdu.

Şimdi de pazarlamacı ve işletmeci kimliğimle, her ne kadar mesleğimi yapmasam da, anlam veremediğim başka bir şey var. İyi iş yapan bir formül neden bozulur? Daha fazla marj elde etmek için mi? Marj= Hasılat-Maliyet. Hani bilmeyen kalmışsa dedim. Bu krizde hepimiz mecburen ekonomist kesildik ya, neyse…

Film seyircisi olarak serilerde, özelikle de iyi iş yapan ve çok beğenilen birincisinin ardından yönetmen ve senaryo yazarı değiştirilmesini şiddetle kınıyorum. Bu şuna benziyor. Bir yayınevinin best seller olan bir kitabın ikincisini daha ucuza çıkarmak için (yazar hakkı yüzdesini indirerek) başka bir yazara ısmarlaması gibi bir şey. Olacak iş mi bu?

Sinema deyince bugün TRT2’de Açık Kitap günü. Daha önceden de yazmıştım. İşte burada. Özellikle de Murat Gülsoy’un sinemaya uyarlanan kitaplardan bahsettiği bölüm Beyaz Sayfadan Beyaz Perdeye hem sinema hem de kitap severler için oldukça ilginç. Geçen hafta Saatler vardı. Bu hafta ise Jerzy Kosinski’den bir uyarlama. Kaçıranlar için tekrar malesef sabahın 2’sinde. Bu meyanda TRT-2’ye istekte bulunuyorum. Tekrarını illa sabahın erken saatlerine koyacaksanız, lütfen saat 6 ya da 7 gibi daha uygun bir saate koyun ki seyredebileyim.

İşte bugünkü AÇIK KİTAP programının içeriği:

TRT2 – 12 Aralık Cumartesi, 19:30

Müge İplikçi’nin sunduğu Açık Kitap’ta bu hafta, Edebiyat Mevsimi-1. İstanbul Edebiyat Festivali’nin koordinatörlüğünü üstlenen, Türkiye Yazarlar Birliği İstanbul Şube Başkanı Ali Ural konuk oluyor. Semih Gümüş, “Bir Kitaptan Bir Konudan” bölümünde Enis Batur’un”Pervasız Pertavsız” adlı kitabını değerlendirirken, Murat Gülsoy “Beyaz Sayfadan Beyaz Perdeye” bölümünde Jerzy Kosinski’nin “Bir Yerde” adlı kitabını ve film uyarlamasını anlatıyor.Yeni çıkan kitap tanıtımlarının yer aldığı program Cüneyt Türel’in seslendirdiği şiirle sona eriyor…

Reklamlar