>Danimarka yolculuğuna geri sayım başladı. Neden geri sayım denmişse, mantıken ileri sayım olması gerekmez mi? Bende de bir telaş başladı. Bavul yapmayı hiç sevmem. Çünkü beceremem. Bir sürü eşyayı doldurur yine de gitiğim yerde giyecek bir şeyler bulamam. Bir sürü eksiğim olur. En büyük hayalim, daha önce yazmışmıydım hatırlamıyorum, hazır giyim gibi hazır bavul mağazalarının olması. Mesela orta halli bir mağazaya, çünkü hayalimde en lüksleri ve pazar işi olanları da mevcut, giriyorum ve diyorumki

“Aralık ayı Danimarka için 15 günlük 38 beden, ayak numarası 37, esmer ve beyaz tenli bir bayan için bavul rica ediyorum.”

“Hemen hazırlayalım. Seyahat bilgilerini alabilir miyim?” Seyahat bilgileri çok önemli çünkü bavul çek-in hizmeti de veriyorlar. Yolcuya sadece bilet gösterip uçağa binmek ya da neyse trene, otobüse binmek kalıyor.

“Yeni bir hizmetimiz daha var. Gideceğiniz yerin adresi belliyse bavulunuzu direkt oraya teslim ediyoruz. Siz vardığınızda tüm eşyalarınız odanızda sizi hazır bekliyor oluyor. Ne dersiniz? Öyle yapalım mı?”

“İşte ben servis diye buna derim. Mükemmelsiniz. Hemen adresi vereyim. Hatta otel idaresiyle konuşursanız ben gelmeden açıp yerleştiriversinler”

“Peki hanımefendi not alıyorum. Nasıl isterseniz. Size iyi yolculuklar diliyorum.”

“Çok teşekkürler.” diyor ve ayrılıyorum.

Şimdi gerçekler: bu sefer ilk defa bavulumu kendim yapmak zorundayım. Daha önce birileri bana bu konuda hep yardımcı olmuştu. Başta annecim, sonra eşim daha sonra da Kiki. Belki yine Kiki’den yardım alırım. Eşimin yarın akşam işi var. Annecim de kendi bavulunu yapacak. Bu tatil bir aile ziyareti Kiki, ben, kız kardeşim ve annecim hep birlikte gidiyoruz.

Aklım çok karışık. Power Fm’de geveze başımı şişiriyor. Kapatmak da içimden gelmiyor. Üşümekten çok üşümek fikrinden çok korkuyorum. Bazen bütün gün evden çıkmıyorum dışarısı çok soğuk kakılıp kalacağım diye tedirgin oluyorum. Sonra mecburiyetten sarınıp, örtünüp çıkıyorum ve bir bakıyorum soğuk hiç de ööle korkulacak gibi değilmiş. Hatta bir iki adımdan sonra terlemeye başlıyorum, korkudan o denli kat kat giyinmişim.

Hamster’lar ve kedilerimi çok özleyeceğim. Dün akşam onlara cici mamalar aldım. Hamster’ların kafesini temizledim. Fotografta da görüldüğü üzere bir evvelki yiyecekleri ziyan ettiler. Hele canım kuru muzlara hiç dokunmadılar. Oturdum kafesin yanına başka yerlerde açlıktan ölen, kedilere yem olan türdeşlerinden bahsettim. Hiç dinlemediler beni. Tınmadılar bile. Görüldüğü gibi varsa yoksa koşuyorlar.

Dün gece rüyamda çok ilginç bir şey gördüm. İlk defa bir anlam veremedim. Annem ve kız kardeşimle birlikte Almanya’da büyük bir malikanede hizmetçilik yapıyoruz. Ben servis elemanıyım. Hani şu çıngırak çalınınca koşup “Buyrun efendim ne arzu etmiştiniz” diye soranlardan. Ya da yemek servisi yapanlardan. Oda hizmetçisi gibi bir şey. Annem mutfakta. Kız kardeşimin pazar alışverişi gibi bir işleri var. Pek bizimle değil. Ne yaptığını bilemiyorum. Arada bir sesini duyuyorum. Zaman kötü bir zaman. Çünkü ikinci dünya savaşı önceleri Nazi Almanyasındayız ve yahudiyiz. Nasıl felaket bir durum yani. İkinci felaket yanı ise gelecekte olacakları, bizi bekleyenleri biliyoruz ve kaçamıyoruz. Annem belki bu sefer farklı olur diyor. Ben de ona sen naifsin diyorum. En sonunda kararım kesin. Hazırlıklar tamam. Anneme bu gece buradan gidiyoruz diyorum. Annem kulaklarına inanamıyor. Çok seviniyor. Ama bağıra bağıra ardı arkası kesilmeyen sorular sormaya başlıyor. Bense efendilerimizin duyacağını düşünüp panik oluyorum ama annemi bir türlü susturamıyorum. Sonunda uyandım. Baktım üstüm de açık değil bu sefer.

İlk fırsatta Freud’un Rüya Tabirlerini okuyacağım. Bu iş böyle olmayacak. Çözümlemem lazım. Yoksa Nazi Almanya’sı romanı yazarım, hiç karışmam. Şimdi aklıma geldi. Sakın bu rüyalar reenkarnasyon durumları olmasın.

Reklamlar