> Özel günlerde özel kutlamalar yapmak, mesajlar iletmek pek benim harcım değildir. Daima sıkılmış ve daralmışımdır. Daha bu sabah konuştuk evliliğin, bana göre çok kişisel bir olayın da tüm davetliler önünde ulu orta gerçekleşmesi en büyük kabuslarımdan biriydi. Ve malesef bu törenden kaçamadım.

Yeni yıla gelince yeni yılın 31 aralık olmasına kim ve neden karar vermiş. Bana sorulmuş mu? Peki o zaman neden benden bu yeni yılı kutlamam bekleniyor? Neden 31 aralık’ta yeni kararlar almalıyım? gibi aklıma takılan bir sürü soru var. Bunların cevaplarını az çok biliyorum. Hatta mantıklı olduğunu da kabul ederim. Ancak gelin görünkü 31 aralık benim kendi iç mantığıma kesinlikle uymuyor.

Bana göre yeni yıl bahar aylarında olur. İlkbahar örneğin gayet uygun bir zaman. Doğanın da yenilenmesiyle insan kendini de yenilemeli derim. Ancak benim iç saatime göre ilkbahar yarı yıl kutlamasına daha uygun. Hani sene başında alınan kararların, hedeflerin kontrol edildiği, beden ve ruh bütçesinin yeniden gözden geçirildiği zaman.

Yeni bir yıla başlamak içinse en uygun zaman Sonbahar’dır. Eylül sonu Ekim başı. Doğanın ölmeye başladığı, yaprakların döküldüğü zaman mı yeni yıl olacak diyecekler için canı gönülden EVET diyorum. Her ölüm yeni bir başlangıcı ima etmez mi? Dökülen yaprağın ardından yenisi çıkmaz mı? Her sonbaharda içimi garip bir hüzünlü sevinç kaplar. Ve tüm yeni kararlarımı işte o zamanlarda alırım ben. Dolayısıyla 31 aralık bana artık kırmızı don’dan başka bir şey ifade etmese de, o geceyi ve ertesi günü felekten çalınmış 2 gün olarak kabul eder ve çılgınca eğlenirim.
Hepinize dolu dolu yaşanacak 2 gün ve gece dilerken yeni yılda iki yeni blog tanıtmak istedim.
Birincisi Murat Gülsoy’un yeni blogu: 602. Gece Murat Gülsoy.
Kitaplarını severek okuduğumu ve yazılarını, programlarını, okuma günlerini ve yaratıcı yazarlık atölyesini heyecanla takip ettiğimi biliyorsunuz. Şimdi de blog’unu okuyabilme fırsatı doğduğu için sevinçliyim. Tüm kitap severlere, yazıyla edebiyatla, sinemayla, sanatla ilgilenenlere tavsiye ederim. Ekim ayında Mesele dergisinde Benim Yazarım Fowles başlığı altında yayınlanan son yazısı Noosfer’deki İlk Adımlarım ve Being There vs Truman Show severek okuduklarım oldu.
İkincisi kız kardeşin daha çok fotograf ağılıklı blogu: ACA’nın Çekirdek Bakışı.
Bizim ailenin gerçek fotografçısı kendisidir. Gezip görmeyi çok sever. İşi dolayısıyla da bol yolculuk ettiğinden işini çok sever. Valla kız kardeşim diye söylemiyorum güzel fotograf çeker. İlgilenenlere tavsiye ederim.
Çok yakında anneme de blog açacağız sanırım. Hadi hayırlısı.
Fotograflar Aalborg, Danimarka’da Modern Sanat Müzesi girişindeki Noel ağacından. Süsler dantel şeklinde kağıt kesme sanatıyla çerçevelenmiş müzeye emeği geçen kişilerin fotograflarından oluşuyor. Bembeyaz. Danimarka bu sene Beyaz Noel’i kutladı. Yani yine onların deyimiyle, Noel akşamı ülkenin yüzde doksanı karlar altındaydı.
Reklamlar