>
Aalborg Hayvanat Bahçesinin girişindeki havuzun durumu. Her yer buz ve kar. İki gündür kendimi zorlayarak yazı yazmaya çalışıyorum. İçimde bir sıkıntı. Elim varmıyor yazmaya. İçim yorgun sanki. Aklım yine çok dağınık. Aynı evim gibi bir türlü toparlayamıyorum. Her şeyi akıldan yazıyorum. Uykum sırasında yazıyorum. Ancak bir türlü makinenin ya da kağıt kalemin başına geçemiyorum.

Tatildeyken okumaya da ara verdim. 15 günde epi topu 10 sayfalık bir öyküyü ancak okumuşumdur. Ne olduğunun bile farkında değilim. Sabahtan beri sürünüyorum. En iyisinin rasgele bir fotograf seçip çala kaşık yazmak olduğunu düşündüm.
Dönüş yolculuğu oldukça yordu. Ama onun da ötesinde 15 günlük rüya gibi bir tatilin ardından gerçek dünyayla ve yükümlülüklerle yüzleşmek çok kötü geldi. Bir an keşke hiç gitmeseydim dediğim bile oldu. O kadar ipin ucunu kaçırmışım. Belirli bir çarkın içinde, ki o çark dönerken etime batsa bile, yuvarlanmaya alıştıktan sonra sınırlı bir süre için dışarı çıkıp yeniden o bildik tanıdık acılı yuvaya dönmek zor. Acıların kadını gibi oldu biraz. Çok inanmayın yarına düzelir. Gerçeğinde bir ruh yorgunluğu bu… En iyi ilacı da tek başına kalıp uyumak, okumak ve yazmak. Zihnimde Şenay’ın eski şarkısı İnsanlar Elele Tutuşsa/Birlik Olsa/Hayat Bayram Olsa…
Bu iki günlük yeniden adaptasyon döneminin en güzel yanı Feng Shui’ci arkadaşımın dün bütün günü ve bu sabahı bizim evdeki dağıntıları, ıvır zıvırları, anıları beni bana karşı zorla çalıştırarak benimle birlikte toplamasıydı. Gerçekte o daha fazla topladı. Daha fazla çalıştı. Bense emir kulu oldum. Yap dedi yaptım. Ara sıra elime geçen eski fotograflar, kağıt parçaları, oyuncaklar, kimlik kartları, mektuplar arasında dalıp gittiğimde beni neşeyle oradan çıkarıp hedefimize odaklanmama yardımcı oldu. Kapının önüne yine dağlar gibi çöp yığdık. Apartman görevlisi yakında bizim eve giriş çıkışları kontrol etmeye başlarsa hiç şaşmam.
Şimdi diyorum ki bu aynı temizliği ve düzenlemeyi biraz da benim beynimin içinde yapabilecek bir Feng Shui’ci arkadaşım daha olsa. İçeriye dalsa benimle kolları sıvayarak benimle beraber bana karşı ya da bana rağmen sıkı bir iş başarsak. Ne iyi olurdu.
Biz bu temizliği yaparken 1969 yılında, ben 6 yaşındayken 2. sınıf karnemi buldum. Annem saklamış. Sonra da bana vermiş. O zamanlar karnenin sağ kısmında Davranışlar bölümü olurdu. Bir kaç değerlendirmeyi olduğu gibi yazıyorum:
Kendi Kendine Çalışması Az çalışır
İşi Zamanında Bitirme Yetkisi Bitirmez
Çalışmada Gösterdiği Devamlılık Devamsız
Eşyasını dikkatli Kullanma Alışkanlığı Yoktur
Teşebbüs Kabiliyeti Yoktur
Sabah sabah Feng Shui’ci arkadaşımla gülmekten koptuk. Şunu da kanıtlamış olduk. Bir insan neyse odur. Değişen bir şey olmaz. Ya da ağaç yaşken eğilir. 6 yaştan sonra geçmiş ola.
Bu arada bu karneyi düzenleyen Belkıs öğretmenime beni bu kadar iyi tanıdığı ve analiz ettiği için teşekkürlerimi iletiyorum. Öğretmenim seni çok seviyorum. Umarım beni duymuşsundur.
Reklamlar