>Önce işim bitsin sonra yazarım, dedim İş dediğim de çeviri işi. Az da olsa bana para kazandıran, her seferinde bir sonraki çeviriye kadar bu da benim sinema, tiyatro param olsun diyerek bir kenara ayırmayı düşündüğüm ve sonra bir şekilde bir yerlere harcanarak yok olup giden, beni hayallerimle başbaşa bırakan bir miktarı elde ettiğim iş.

Sonuçta bugün o kadar uzundu ki bu saatlere kadar kurtulamadım. Önce işimi bitireyim dememe rağmen yazıya oturmadım ama internette dolaşarak uzun zamandır okuyamadığım bloglara baktım.

Bu sene başından beri 4 yeni yazar blogu var. Daha önceden Amerikalı bir genç yetişkin türü yazarı ve aynı zamanda artist Laini Taylor’ın Grow Wings blogunu takip ediyordum. Taylor’ın bu blogda paylaştıklarından beni en çok ilgilendirenler yazı yazma sürecine dair gönderileri. Her yeni zorlukla karşılaştığında üstesinden nasıl geldiğini anlatışı. Şimdilerde, neredeyse beş ayını doldurmuş bir kızı var. Ve gene de yazmaya devam edebiliyor.

Laini Taylor sayesinde tanıdığım, yine aynı tür yazarlarından Stephanie Perkins var. Onun da ilk kitabı baharda çıkıyor. Natural/Artifical‘dan takip ediyorum. Şu anda ikinci kitabının geçeceği Paris’te, hem geziyor, hem blog yazıyor hem de araştırma yapıyor. Her ikisi de çok genç. Her ikisininde hiç bir kitabını okumadım, sever miyim bilmiyorum. Ama blog’da paylaştıkları hoşuma gidiyor.

Gelelim yenilere:

Kör Süikastçı kitabıyla tanıdığım ve sevdiğim Kanada’lı yazar Margaret Atwood’un blogu: Margaret Atwood: Year of the Flood. 2009 ağustos ayınında paylaşmaya başlamış. Bugünden itibaren takibe aldım.

Sene başından itibarense 3 bizim yazarımızın yeni bloglarını takipteyim. Giderek daha fazla yazarın kişisel blog açacağını umuyorum.

Bunlardan bir tanesi daha önceden de haberini verdiğim. Murat Gülsoy’un 602. Gece‘si. En son paylaştığı öyküsü 74 Mercedes’in kahramanını kendime çok yakın buldum. Ayrıca film ve kitaplar üzerine aldığı notları okumayı seviyorum.

İkincisi Ergun Kocabıyık’ın Dolaylı Hayvan isimli blogu. Tüyap’tan kitabını almıştım. Henüz okuma fırsatım olmadı ama blogunda paylaştıklarını takip ettikçe ilgim giderek artıyor. Kitap hakkında Gülenay Börekçi’yle yaptığı röportajı çok beğendim. Bir de son yazısı hayli ilginç: AVATAR filminin dayandığı dünya görüşünü inceleyen yazı dizisinin ilki: Avatar’ın Romantik ve Totaliter Dünyası. Filmi de bu hafta sonu seyredeceğim kısmetse:)

Üçüncü blog, Yekta Kopan’dan Fil Uçuşu. Son yazıları arasında “Hrant için: Bu Köşedeki adam”, “Roman, Hayatın Neresinde?” severek okuduklarımdan. Yekta Kopan aynı zamanda NTV’ de Gece Gündüz adında bir program yapıyormuş. Yeni öğrendim. Her gün 18:30’da. Unutmamak için saati kurmam lazım:)

Yazının başında yer alan fotografa gelince sevdiğim yazar blogları için ne seçeceğimi bilemedim. En sonunda Dali’nin sergisinde çektiklerimden bir tane uygun gördüm. Neden derseniz, öyle hissettim. Zaten bu aralar yine fotograf tasnifindeyim. O kadar çok kare var ki bekleyen, bitirmeye ömrüm yeter mi bilemiyorum…

Reklamlar