> Her şey, pencereme yapışan su damlalarıyla başladı. İşin garibi su damlaları yer çekimine karşı gelir gibi aşağıya kaymıyorlardı. İçimden bu sefer bir başka olacak dedim. İstanbul’a kar yağdığında bizim buralara pek yağmaz. Deniz kenarına yakın olduğundan göreceli olarak ılıman iklime sahibiz. Özellikle de son senelerde…Taksim meydanı ile aramızda 4-5 derece kadar fark olur. Ama bu sefer gerçekten de farklı oldu. Çok kısa bir süre içinde kara çeviren yağmur bahçeyi beyaza boyadı.


Karı yağarken görüntüleyebilmeyi çok istedim. Başaramadım. Elimdeki uyduruk kaydırık makineden mi, yoksa ayarlamayı bilemediğimden mi bilmiyorum. Yağmuru ve karı çekebilmek en büyük isteklerimden biri. Henüz başaramadım. Bir fotografçılık kursuna katılmak vacip oldu galiba:)


Kar altındaki bitkilerin görüntüsüne bakmayı seviyorum. Beyaz yıldızlar şeklinde görünen çam ağaçlarıysa favorim. Bu çam ağacı mavi çam dedikleri türden. Bizim apartman görevlisi seneler önce köyünden getirip dikmiş. Bir parça da olsa ona memleketini hatırlatıyor olsa gerek. Memleket hasreti başka bir şey. Dün Nostalji kelimesinin başlangıçta kendi memleketleri dışından savaşan İsviçre’li askerlerin çektikleri memleket özlemine verilen isim olduğunu öğrendim. Sonradan anlamı bir şekilde eskiye duyulan özleme evrilmiş.


Hava karlı olunca kısa bir yürüyüşten sonra bütün gün evde oturup bir şeyler okudum. Bu arada Express isminde 15 günde bir çıkan bir dergiyle malesef yeni tanıştım. 2010’un ilk sayısında Tütünün Son On Yıldaki Serüveni dosyası oldukça güzel. Gecikmeli de olsa dergilerimi yavaş yavaş bulmaya başlıyorum. Doğru dürüst yayın yok şu ülkede demek yerine sanırım kıyıda köşede kalmış bazı dergileri bulup çıkarmak gerekli. Express’in sanat, edebiyat ve müzik üzerine yazıları da güzel. Farklı bir bakış açısı.

Bu iyice karlı kare de bu sabahtan kalma. Kardaki ayak izlerini seviyorum. Yalnız olmadığım hissini veriyor bana. Dışarda hala lapa lapa kar yağıyor. Yalnız sevmediğim bir şey var. O da bu kareyi ve yukarıdaki beyaz yıldız çam ağacını yatay olarak kullanmak istedim. Bilgisayarın bana sormadan film karelerini kendi kafasına göre düzeltip de sergilemesinden nefret ediyorum. Sahibinin ben olduğumu ve ben ne istiyorsam sadece ve sadece onu yerine getirmesi gerektiğini bu lanete ne şekilde açıklayabilirim? Biri bana yardımcı olabilir mi? Kaba kuvvet kullanmak istemiyorum. Hayır, sonuçta çözüm getireceğine de inanmıyorum. Olsa olsa ters tepki yapar ve diğer isteklerimi de yerine getirmemeye başlar.
Eve kapanıp kalmak yine de canımı sıkıyor. Bir de korkunç baş ağrısı var. Cumartesi akşamı lenslerimi çıkartıp attım. Ertesi sabah bir baktım ki evde yedek lens kalmamış. Gözlüklerim de kırılalı kimbilir kaç sene oldu. Yani idare edecek hiç bir şey yok. İki gündür pek bir şey gördüğüm söylenemez. Yazmamam da işte bu yüzden. Bilgisayarın ekranına 10 santim mesafede durmam gerekiyor. Gerçi numaram 2. Çok fazla değil ama yine de… Sabırla köşedeki lensci kızın işe başlama saatini bekliyorum. Sabahları 11’den önce mesaiye başlamıyor da. Akabinde baş ağrım da geçecek. Ve ben de daha az bunalım yazılar yazmaya başlayacağım. Şu anda kendimi, birisi başımı arkadan önden ve iki yandan demir kıskaçlarla hiç durmadan sıkıştırıyormuş gibi hissediyorum. En kötüsü de, dün gece cnbc-e’deki Star Wars’ı seyredemedim. Televizyonun burnuna girmiş olsam bile olmadı.

Bu kare de sokağın diğer tarafı. Halı yıkatmak isteyen varsa metre karesi 3,5 lira. Akşama yaratıcı yazarlık atölyesinden arkadaşlarla Taksim’de buluşacağız. Umarım hava durumu iyice berbatlaşmaz. Ve baş ağrım da geçmiş olur.

Kar giderek hızlanıyor. Oturduğum yerden karın yağışını görebilmek büyük keyif. Bir de çıtır çıtır yanan bir şömine ve sıcak şarap olsa. Issız bir dağ kulübesinin önündeki taraçada battaniye altında oturup karın yağışını seyretmek ve öyle yazmak istiyorum. Müzik yok. Müzik dinlerken yazamıyorum ve okuyamıyorum. Ne kötü bir alışkanlık değil mi? Müziğe öylesine kaptırıyorum ki kendimi. Başka bir şeye odaklanamıyorum. Dinlediğim klasik müzik bile olsa durum yine değişmiyor. Müziği duyunca beynim duruyor ve dinlenmeye geçiyor.

Reklamlar