>

Rosenborg Sonrası

Hafta sonu ful, uzun süredir görmediğim eski arkadaşlarla geçti. İyi vakit geçirmenin yanısıra bu gönderideki kolajları kolayca yapabilen müthiş bir program keşfettim. Hem de bedava. Google arama çubuğuna Picasa yazılıyor ve indiriliyor. Bu kadar basit. Bu programın başka bir güzelliği de, özellikle de benim gibi dağınıklar için, bilgisayara kayıtlı tüm fotografları biraraya toplayarak tarih sırasına göre dizmesi. Daha başka bir güzelliği de seçtiğim fotografları, topunu birden, yine de dörtten fazlası olmuyor, bloguma bir seferde göndermesi. Bana da araları doldurmak ve başlık atmak kalıyor.

İlk kolaj Rosenborg’a gittiğimiz akşam otele dönmeden önce uğradığımız Pizzacı. Vezuvio of Copenhagen. Gerçekte pizzadan başka diğer italyan yemekleri de vardı. Balık çorbası mükemmel. Bu kadar güzelini başka bir yerde içtiğimi hatırlamıyorum. Kışın Copenhagen’da gezerken saat başı kapalı bir yerlere girmeden olmuyor. Biz de dolayısıyla mütemadiyen yiyip içer durumdaydık. Vezuvio şık. Erişilebilir fiyatlar. Duvarlarda orjinal tablolar, pencere kenarlarında cam saksılar içinde kaktüsler ve her masanın sağında ve solundaki duvara monte edilmiş askılar. Öyleki sandalye arkasına asmak zorunda kalmadık. Hiç sevmem, ya ikiye katlayarak asarım arkamda rahatsız eder ya da yerlere kadar sürünür etekleri kirlenir. Bazen de masanın yanına ek sandalye konur üzeri palto ve çanta yığılır. Gelen geçen alıp gitmesin diye de bir göz hep o kişiliksiz sandalyededir. Bütün bunlara gerek yok. Bu sistemi çok tuttum. Daha sonra bütün restoranlarda ortak özellik olarak karşımıza çıktı. Diğer bir ortak özellik de orjinal sanat eserlerinin olması. Yine başka bir ortak özellik ki bundan nefret ettim, tuvaletlerin buz gibi soğuk olması. Isıtma masrafından kısmak için mi yapmışlar nedir anlayamadım gitti. Restoranlarda tuvaletim gelirse diye korkar oldum. Dışarı çıkar gibi sarınıp bürünüp de gidilmez ki… Canını yediğimin İstanbul’u, ne güzel ve sıcacık tuvaletlerimiz vardır. Çıkmak gelmez insanın içinden. Aslında soğuk tuvaletlerin de bir avantajı var. Asla kuyruk olmuyor. Valla ben gene de kuyruk beklemeye razıyım. Sıcacık olsun da. Hem kuyrukta sıkışmış bekleyenlerin muhabbeti, dostluğu da bir başka olur.

Kolajın ikinci sırasının en sağdaki fotografı, restoran içinde sigara içmek isteyenlere özel yapılmış bir kabin. Her restoranda yok. Burada bir lüks olarak sunulmuş. İçeride bir masa etrafında bir kaç tabure var. Masa üzerinde sigara tablaları. Karşılıklı geçip tüttürüyorlar. Sigara dostluğu, izmarit kardeşliği, duman dayanışması,… adına ne isterseniz söyleyin. Çok komiğime gitti. Tanımadığın insanlarla sigara keyfi paylaşmak. Garip. Hadi saatlerimizi ayarlayalım. Yarım saat sonra ikinci sigara için buluşuyoruz. Unutma alarmını kur ha… Muhabbete bakar mısınız? Kabinin üç tarafı camlı. Bir tarafı açık. Fakat o kadar iyi yapılmış ki, dışarı gıdım duman ve koku sızmıyor. En azından kapı önü birikmelerini önlemişler. Sigara içmeyenler için yeni bir işkence de gittiğin bir yerden dışarı çıkabilmek. Gaz maskesini cepte bulundurmak lazım. Ya da nefes tutup sprint atmaya hazır olmak. Gerçi bu İstanbul için geçerli. Danimarka’da sigara içenlerin sayısı oldukça az.

Çıkışta geç olmasına rağmen meydandaki kitapçı açıktı. İçeri daldık. Danimarka tarihi ile ilgili bir kitap aradığımı söyledim. İşte dedi, genç ve erkek ve yakışıklı bir sorumlu, karşıdaki rafta bulabilirsiniz. Peki, dedim sizin bana tavsiye edebileceğiniz bir tanesi var mı? Ben o türden kitaplarla ilgilenmiyorum, hiç birini okumadım, cevabını alarak kös, kös kendim seçmeye gittim. Pek bir şey bulamadım. Çoğunluğu turist gezi rehberleriydi. Danimarka’daki kitapçıların en güzel özelliği kitaplar çift versiyon. Bir tarafta Dancaları diğer tarafta İngilizceleri. Ben kendime Paul Auster”ın New York Üçlemesini aldım. Kiki’de Shakespeare’ın tüm eserlerini. Ansiklopedi gibi ve resimli. Bakması bile hoş.

İkinci kolaj Rosenborg’un bahçesinden. Çok büyük ve güzel. Asırlık ağaçlar var. Ve her tarafta ördekler. Ayrıca Danimarka’da ördek çok yeniyor. Geleneksel Noel yemeği de Ördek, Lahana ve Karamelli Patates. Dolayısıyla bizim tavuk beslememiz gibi onlarda her yerde ördek besliyorlar. Sonrasında kesip yiyorlar mı yoksa hazır kesilmiş marketten mi alıyorlar orasını bilemedim.

Yine pizzacıdan bir kolaj. Ben bu kolaj işini çok sevdim. Bir dezavantajı var, o da fotografları kenardan köşeden kendi kafasına göre kırpıp yapıştırıyor. Neden doğru dürüst karelemedin diye bana kızılmasın…

Son kolaj. Carlsberg her yerde.
Reklamlar