> Yazı yazmak kadar DÜZENLİ yazmayı da çok seviyor ve istiyorum. Bazen diyorum ki, yaz Kunegond, ne yazarsan yaz. Yeterki düzenli olsun. Her gün yaz. Şu bloga bile her gün yazdığım zamanlar gururla açıp bakıyorum. İçeriklere değil ama, biçimine. Dış görünüşüne. Her bir gönderide fotograf olmasına. Her sabah aynı saattte yazlımış olmasına. Bir tarafım düzen ve biçim derken, diğer tarafım d ve b harflerini işittiği anda ayağa dikiliyor. Sinsi sinsi, içten içe çalışmalara başlıyor.

– Bugün yazamazsın.
-Neden?
-Çünkü çok işin var. Önce işini bitir.
– Hele bir yazayım sonra yaparım.
– Adın gibi biliyorsun ki yapmazsın.

– Bugün yazamazsın.
– Niyeymiş o?
– Yazacak bir şeyin yok da ondan. Saçmalayıp duruyorsun.

– Bugün yazamazsın.
– Ya, neden ya?
– Taktın bir kere Danimarka gezisine anlatıp duruyorsun. Gezi günlüğü mü bu be?
– Eee, ne olmuş yani.
– Yazma artık yeter.

– Bugün yazamazsın.
– Bu sefer neden?
– Uzun zamandır yazmadın, elin kötüleşmiştir. Yazamazsın artık.

Bazen de diyorum ki madem öyle, tutayım bir yazar. Neyse parası verelim. O yazsın benim yerime. Ben de arada sırada açar bakar gurur duyarım.

İlk fotograf bizim evin duvarı. Kiki’yle arkadaşının marifeti.

Şu yandaki fotografsa, geçen haftadan bu yanaki suskunkuğumun sebebi. Cihangir’de bir cafe. Cevizli Biber. Sıraserviler caddesi. Bakraç sok. 26/A Cihangir. Ben artık işte bu adresteyim. Bir arkadaşımla beraber oradayız. Pişiriyoruz, servis yapıyoruz, bulaşık yıkıyoruz. Şimdilik krep ve waffle var. Çay ve kahve var. Günün yemeği ya da çorbası neyse o var. Bir de makarnalar var. Yolunuz düşerse beklerim.

Bu arada bu iş yazıyla nasıl bağdaşacak?

Artık sevmeyeceğim. Bütün kabahat senin. Ne kadar yalvarsan boş, ne kadar ağlasan boş. Sana dönmeyeceğim. Artık sevmeyeceğim.

Reklamlar