>

Cihangir, esnafıyla, oturanlarıyla ve gelen geçeniyle çok enteresan bir semt. Hani bir ülkeyi tanımak için orada yaşamak gerekir derler ya, işte ben de bugüne kadar Cihangir’i bir turist gözüyle tanıdığımı farkettim. Gerçek anlamda Cihangir’li olmayıysa yavaş yavaş keşfediyorum.
Bugün öğrendiğim bir şey var. O da arabanı yer olsun olmasın dükkanının önüne rahatlıkla park edebilirsin. Cihangir otoparkları turistler için. Sokaklarda duyulan korna sesleri de es kaza Cihangir’e yolu düşen zavallı yabancı şöförlerden geliyor. Sokağın ortasına bırakılarak terkedilip gidilen otomobillerin sahibine önce hevesle, ardından sabırla, sonra kızgınlıkla ve en nihayetinde umutsuzca çalınan kornalar Cihangir’in belli başlı seslerinden.
Yandaki komşu otoparka her gün 18 lira verdiğimi öğrenince, olur mu öyle şey dedi. Dükkanın önüne rahatlıkla park edebilirsin. Yer yokki dedim. Nasıl olmaz, dedi. Koskoca sokak var ya. Ama dedim, ben parkedersem geçişi önlerim. Buradan kimse geçmez ki, dedi. Nasıl yani dedim. Yanisi, tek tük geçer dedi. O zaman da bekler. Beklemekten sıkıldığında korna çalmaya başlar. Sen de çıkar arabayı yan sokağa çeker, yol verirsin. O da geçer gider. Hani yani işte bu kadar basit. Ben niye düşünemedim ki acaba? Her gün 18 lira bayılıyorum.
Yeni yazı serisi Cihangir Günlükleri. Şaka yaptım. Cihangir’i, anlatmaya belki devam edeceğim ama günlük dizileri yapmaktan bıktım. Hem sonra sayıyı da tutmakta zorluk çekiyor ve şaşırıyorum…
Reklamlar